CANLI HAYVAN VE ET İTHALATI 2022’DE SIFIRLANACAK

CANLI HAYVAN VE ET İTHALATI 2022’DE SIFIRLANACAK

Ali Ekber YILDIRIM

12 Ağustos 2020, 10:32
Bu makale 6189 kez okundu

2018'de fazla ithalat yapıldı. 2018 Eylül'de ben gelir gelmez et ithalatını kestim. Burada şuna bakmak lazım, 2018'de kaçtı besilik ithalatı, 2019'da kaç, 2020'de hedeflediğimiz kaç? 2021'de hedef ne ve 2022'de sıfırlayabiliyor muyuz?

Tarım Bakanı Pakdemirli:"Ahırlar boş bırakılmayacak"

Kırmızı et ithalatı ile ilgili çok spekülasyon yapıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2018 yılında besilik hayvan ve et ithalatının fazla yapıldığını göreve geldikten sonra et ithalatını kestiğini söyledi. Yapılan anlaşmalar ve alınan izinler nedeniyle ithalatın bir süre daha devam ettiğini anımsatan Pakdemirli, 2022 itibariyle ithalatın sıfırlanacağını ifade etti.

Pakdemirli ile zoom üzerinden yaptığımız söyleşinin ilk bölümü dün yayınlandı. Sektörde büyük yankı uyandırdı. Söyleşimizin bu bölümünde hayvancılık konusunda Pakdemirli’nin sorularımıza verdiği yanıtlar var. Sorularımız ve Pakdemirli’nin yanıtları şöyle.

— Sayın Bakan, kırmızı et ve canlı hayvan ithalatında 2018’de rekor kırıldı. 2019’da ithalatta önemli bir düşme oldu. İthalattaki düşüş devam edecek mi? “Et fiyatları çok yüksek, ithalat yapılsın” diye lobi yapanlar var. Sizin 2021 sonu itibariyle ithalat bitecek sözünüz, hedefiniz var. Bunu gerçekleştirebilecek misiniz?

— Bakanlık olarak hep bir eksenimiz var, o da üretici. Üreticinin sürdürülebilir bir şekilde üretime devam etmesi. Bu son derece önemli. Tabii ki tüketicinin de kollanması gerekiyor. Yani fahiş fiyatların olmaması gerekiyor. Üretici başımızın tacı. Ama enflasyon sepetinde de gıdanın ağırlığının yüzde 25 olduğu bir ülkede de aşırı artışlara çok müsaade edilmemesi gerekiyor. Biz burada amir bakanlık olmasak da Gıda Komitesi’nin üyesi olarak Gıda Komitesi’nde de hep bu konuları konuşuyoruz. Kesim fiyatları 27 liralardan bugün 38 liralara geldiyse bu üretici lehine üretilen politikalardan ve özellikle besilik ithalatında da bu işin çok kontrollü gidilmesinden kaynaklanıyor.
Burada bir hesap yapılarak gidilmesi gerekiyordu. O hesap maalesef biraz bolluk olsun diye 2018’de fazla bir ithalat yapıldı. 2018 Eylül’de ben gelir gelmez et ithalatını kestim. Tabii biz kestim deyince, bazı rakamlar devam edince siz diyorsunuz ki bakan böyle diyor ama ithalat hala devam ediyor. Ama şu var. Geçmişte alınan izinler var, başka şeyler var. Bunların devamı geliyor. Burada şuna bakmak lazım, 2018’de kaçtı besilik ithalatı, 2019’da kaç, 2020’de hedeflediğimiz kaç? 2021’de hedef ne ve 2022’de sıfırlayabiliyor muyuz?

Et ithalatında çok spekülasyon yapılıyor

— İthalatı gerçekten sıfırlayabilecek misiniz? Siz bitti diyorsunuz ama ithalat gündemden düşmüyor?

— Et ithalatı ile ilgili çok spekülasyon yapılıyor. Türkiye’de et ithalatı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kalmamıştır. Kapattık bu işi. Sadece 3-5 bin ton sağdan soldan, Sırbistan’dan, Bosna Hersek’ten gelebiliyor. Şunu da unutmamak gerekiyor. Türkiye, yüzlerce ülke ile anlaşması olan, bir çok ülke ile serbest ticaret anlaşması olan bir ülke. Türkiye’de kamuoyu hassasiyeti var diye bir çok alanda ufak tefek ithalatları yapmıyoruz diye çok sıkıntı yaşıyoruz. Mesela, Rusya iki senedir en azından 3-5 bin ton et bizden al diyor. Diyorum ki ihtiyaç yok kardeşim. Onlar da acaba neden almıyorlar diyor. Sırbistan ve Bosna devam eden projeler olduğu için kırsal kalkınmalarına fayda sağladığımız için onlardan et alıyoruz. Özellikle gelişmişlik seviyesi bizden daha aşağı olan ülkelerle oturduğumuzda ilk istedikleri şey, ya tarımsal ürünlerimizi biz size satalım diyorlar. Çünkü başka bir ürün yok ki satabileceği. Bunları ortaya koyuyorlar ve bunların da çoğu serbest ticaret anlaşmasında olan ürünler.

Şimdi Sırbistan’a, Bosna’ya 3 satıyorum, 1 alıyorum. Birim olarak söylüyorum. Birinden 2 bin 400 ton, birinden 2 bin 400 ton et kırsal kalkınma mantığı çerçevesinde alınmış. Bunların Türkiye’de konuşulmaması lazım. Yine dediğim gibi et konusunda bizim tüketimimiz bir deniz, ithalat sadece bir damla.Bu rakamlar bizim için bindeler,on bindeler seviyesinde. O yüzden bunları da konuşmamak lazım diye düşünüyorum.

Hayvan toplama merkezleri kurmalıyız

— Besilik hayvan ithalatı azaldı ama bitmedi devam ediyor. 2022’ye kadar bitecek mi?

— Bizim asıl hedefimiz besilik hayvan ithalatını da peyder pey düşürerek besilik ithalatını da sıfırlıyor olmamız lazım. Tabii bunu da dengeli götürmemiz lazım. Türkiye’de ciddi bir kapasite var. Ahırları da boş bırakmadan, ama özellikle dengeli olarak tamamen üretimin Türkiye’ye dönmesi şartıyla bu işi yapmamız lazım.Türkiye’de bir alışkanlık var. Özellikle büyük işletmeler alo deyip 10 bin tane, 5 bin tane hayvan getireyim diye hazır şey arıyorlar. Şimdi bizim hayvanları bir araya getirip toplama merkezi yapmamız lazım. Bu firmaların anlık ihtiyaçlarını karşılamak için. Çünkü, belli alışkanlıklar var ve onlar da bu alışkanlıklardan zor çıkıyor. İhtiyaç olarak onlar da zaman zaman bazı taleplerde bulunabiliyorlar.

Ama bizim burada yapacağımız şey şu; bir defa yerli üreticiyi sürekli olarak üretebilecek, sürekli, olarak kar edebilecek bir pozisyonda tutmamız,ana eksenimizin bu olması lazım. Bunu yaptıktan sonra zaten piyasa kendi kendine gelişir. Piyasa kendi kendine dengeye oturur. Piyasa kendi kendine ithalattan vazgeçer ve üretim ön plana çıkar.

— Sayın Bakan, saman ithal ediliyor konuşmamak lazım diyorsunuz, et ithal ediliyor konuşmamak lazım diyorsunuz. Bize konuşmayın diyorsunuz. İthalat yapmazsanız konuşulmaz.

— Size bir şey kalmadı. Şöyle,tabii ki eleştirilere de açığız.Ben de şahsen eleştirilere açığım. Ama haksız eleştiri yapmamak, olan hakikatleri de bükmemek lazım. Büyükbaş hayvan varlığımız yüzde 8 artmış. Küçükbaş hayvan varlığımız yüzde 20 artmış iki yılda. Süt üretimimiz yüzde 4, kırmızı et üretimimiz de yüzde 7 artış var. Bu artışların hiçbiri aslında tesadüfi değil. Bunların hepsi doğru politikalarla üretici dostu politikalar üretmekten kaynaklanıyor.

İmar barışından yararlanan hobi bahçeleri yıkılmayacak

— Torba Yasa ile gündeme gelen hobi bahçeleri konusunda da kafalar çok karışık. Öyle bir hava yaratıldı ki sanki bütün hobi bahçeleri yıkılacak. Çiftçilerin ihtiyacı gereği yaptığı kulübenin bile yıkılacağı endişesi var. Siz hobi bahçelerinin hepsini yıkacak mısınız?

— Hobi bahçelerinde de, yani hepimizin 83 milyon vatandaşımızın mücadelesi şu olmalı, evlatlarımızdan emanet aldığımız tarım topraklarını kaybetmemek. Bunlarla ilgili çeşitli düzenlemeler yapılabilir. Eğer birilerine bir ev yapılması gerekiyorsa biraz daha belki eğilimli arazilerde yapılmalı. Şehircilik Bakanlığımızla oturup çalışabiliriz. Nefes alacakları bir yer yapılabilir. Hobi bahçelerindeki ana maksat hafta sonları gidip tarım yapmaktan ziyade insanlarımızın nefes alacakları bir yer. Tabii ki bunu da maalesef emlakçılar , bazı tüccarlar vatandaşlarımızı da buna alet etmişler. Bu iş kanuni değil. Aslında kanunlar zaten buna müsaade etmiyor. Yani yapılan şeyler mevzuata uygun değil. Yapılaşmanın hiçbiri mevzuata uygun değil. Burada bizim çıkarmaya çalıştığımız şey,yeni bir yasadan çok buradaki müeyyidelerin artırılması, belediyeleri sorumlu kılmak ve gerektiğinde de bakanlığın bu konuda tedbir almasını sağlamak.

— İmar barışından yararlananlar ne olacak?

Tabii şunu söylemek isterim. Bizim burada getirmek istediğimiz düzenleme imar barışını kapsamıyor. İmar barışından dolayı vatandaşlarımız bu hobi bahçeleri ile ilgili başvurusunu yaptı ve yapı imar belgesini aldıysa onun binası yıkılmayacak. Ama ondan sonra bir şeyler yaptıysa bununla ilgili elbette bir düzenleme olacak. Hobi bahçelerinin de savunuluyor olmasını ben doğru bulmuyorum. Evlatlarımıza,torunlarımıza doğru iş yapmayız.Bu hobi bahçelerinin önünü açmamız, bundan sonra bunun devamını getirmemiz ben asla doğru bulmuyorum.

— Meclis açılınca hobi bahçeleri tekrar gündeme gelecek mi?

— Meclis açılır açılmaz bu konu tekrar gündeme gelecek. Bizim tarımsal üretim yapan üreticimizle çiftçimizle herhangi bir sıkıntımız yok. Bunlar zaten tarımsal faaliyetlerine bağlı olarak yapması gereken ahır, ağıl, veya konut gereksinimleri varsa bunların nasıl yapılacağı, nasıl sürdürülebileceği konusu yasada yıllardır tanımlı zaten. Onda da zaten problem yaşamıyoruz. Bu konu da aslında ilgi alanımızda değil. Bizim ilgi alanımız aynen şehirdeki gecekondulaşma gibi toplu alanlarda yapılmış küçük veya çok büyük içinde villa, havuzları olan, tarım arazilerine kondurulmuş malikaneler.

 

Yorum Gönder

@name x