“Herkes tepki göstermeli!”

22 Temmuz 2020 Çarşamba 11:40
Bu haber 991 kez okundu

CHP Altınordu İlçe Başkanı Yelda Dalak, “İstanbul Sözleşmesinin layıkıyla uygulanmaması yüzünden kadın cinayetleri vahşete dönüşmüşken, uygulamada ve iç hukukta sözleşmenin üzerine iyileştirmeler yapılması beklenirken, konuşulan meselenin sözleşmeden çıkma noktasında olması; erkek şiddetine kurban giden kadınların nasıl birer rakama dönüştüğünün bir göstergesi” dedi.

“Herkes tepki göstermeli!”

Sponsor Reklamlar

CHP Altınordu İlçe Başkanı Yelda Dalak, kadın cinayetlerine karşı İstanbul sözleşmesinin layıkıyla uygulanamadığını belirterek; İstanbul sözleşmesinden çıkma düşüncesinin, kazanılmış haklara müdahale teşkil ederek, yalnızca kadınların değil, herkesin tepki göstermesi gereken bir halk mücadelesi olduğunu söyledi.

Dalak, açıklamasını şöyle sürdürdü: “İstanbul sözleşmesi 1 Ağustos 2014 yılında İstanbul’da mevcut iktidar tarafından imzalanmıştır. İstanbul sözleşmesi bir gurup tarikat ve cemaati neden bu kadar rahatsız etmiştir anlamış değiliz. 

“Kadına yönelik şiddet” ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik her türlü şiddet verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksul bırakma anlamına gelir. Bir insan hakkı ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığı bir biçimi olarak anlaşılmaktadır. ( medde 3/A ) 

“ ilk iddia, “sözleşme nedeniyle erkek evden uzaklaştırılıyor, boşanmalar artıyor’ iddiasıdır. Bu iddia, İstanbul sözleşmesinin, ‘ani tehlike anında uzaklaştırma’ tedbirleri öngörmesinden kaynaklanmaktadır. Uzaklaştırma kararı kadınların can güvenliği için önemlidir. İkinci iddia, ‘ahlak dışı, din ve namus karşıtı maddeler içeriyor’ iddiasıdır. 

Bu iddia, sözleşmenin 12. Maddesi’nin 4. Fıkrasındaki, ‘Taraflar; kültür, görenek, din veya sözde namusun iş bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemi için gerekçe oluşturmamasını sağlar’ ifadesi ve 42. Maddesinden kaynaklanmaktadır. Bu maddeye karşı çıkmak, töre ve namus cinayetlerini kabul etmek, din, töre ve namusun şiddet eylemlerine gerekçe olmasını normalleştirmek demektir. Üçüncü iddia, ‘eşcinsellik meşrulaştırılıyor/özendiriliyor’ iddiasıdır. Bu iddia, ‘cinsiyet meselesi ve cinsel yönelim tercihi’ kavramlarının geçtiği 4. Maddenin 3. fıkrasındaki, ifadelerden kaynaklanmaktadır. 

Bu iddia doğru değildir; çünkü sözleşme; ‘dini, ırkı, mezhebi, inancı ve cinsel kimliği ne olursa olsun şiddet göremez’ maddesiyle temel insan haklarını ve yaşam hakkını korur.” 

Bugün, sözleşmenin layıkıyla uygulanmaması yüzünden kadın cinayetleri vahşete dönüşmüşken, uygulamada ve iç hukukta sözleşmenin üzerine iyileştirmeler yapılması beklenirken, konuşulan meselenin sözleşmeden çıkma noktasında olması; erkek şiddetine kurban giden kadınların nasıl birer rakama dönüştüğünün ve kamu otoriterince ne kadar önemsenmediğinin bir göstergesi, Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler alanında her gün bir adım geriye gittiğinin ise kanıtıdır.” Haber Merkezi

                                                                                                 




Anahtar Kelimeler

Sponsor Reklamlar

Yorum Gönder

@name x