Tarımın temeli tohum ise, vazgeçilmez kaynakların başında toprak gelir. Tohumun ekileceği, fide veya fidanın dikileceği toprağın niteliği, kalitesi çok önemli. Sadece Türkiye'de değil, pek çok ülkede tarım toprakları hoyratça kullanıldı. Bilinçsiz gübre ve ilaç kullanımı, toprağın yanlış işlenmesi sonucu tarım toprakları kirlendi, kaybedildi. İstenilen verim elde edilemiyor.
Türkiye'deki tarım topraklarının yüzde 99'u organik madde bakımından fakir. Toprakların korunması konusunda öncü ve duyarlı sivil toplum örgütü olan TEMA Vakfı, süt sektörünün öncü kuruluşlarından Sütaş ile işbirliği yaparak önemli bir projeye imza attı. Sosyal sorumluluk projesi olarak Organomineral Gübre Çalıştayı düzenlendi. Çalıştayda yapılan sunumları, bilgileri bir kitapta toplandı.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Sütaş Grubu Tarımsal Faaliyetlerden Sorumlu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tarık Tezel, Organomineral Gübre Çalıştayı kitabının editörü ve TEMA Vakfı Danışmanı Prof. Dr. Engin Kınacı'nın katıldığı basın toplantısı ile kitap kamuoyuna sunuldu.
 
Toprağın önemi
Kitabın sunuşunda Deniz Ataç toprağın önemini şu sözlerle anlatıyor:" Yaşamın temel kaynağı toprak gıda, lif ve ilaç başta olmak üzere insanlara sağladığı çok sayıda ürünün tedariğinden, karbon, azot ve su döngüsü üzerinde düzenleyici rolüne, biyolojik çeşitliliğin korunmasından insanların ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamlarına uzanan çok sayıda ekosistem hizmeti sağlamaktadır. Bu hizmetlerin varlığı, doğrudan toprak sağlığı, diğer bir deyişle toprak kalitesi ile ilişkilidir. Toprak yapısının en azını teşkil etmesine rağmen toprak organik maddesi toprak sağlığının ve verimliliğinin en önemli göstergelerinden biridir.”
 
Tarımda üretim şekli değişti, topraklar bozuldu
Tarımın son 70-80 yılda önemli bir değişimden geçtiğini, yoğun toprak işleme, kimyasal gübre ve pestisit (zirai ilaç) kullanımının yaygınlaştığını hatırlatan Ataç şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu uygulamaların bitkisel üretimin artmasında, dolayısıyla dünya gıda ihtiyacının karşılanmasında etkisi olmakla birlikte, tekniğine uygun yapılmayan toprak işleme, kimyasal gübre ve pestisit kullanımının da toprak organik maddesi ile toprak biyolojik çeşitliliğini olumsuz etkilediğine dair çok sayıda araştırma çalışması bulunmaktadır. Toprak organik maddesinin azalması toprak bozulumu nedenlerinin başında gelmektedir. Organik madde içeriği bakımından ülkemiz topraklarının çok büyük bölümü fakirdir. Bununla beraber kimyasal gübrelerin yaygınlaşmasıyla, geçmişte kullanılan ve toprakların organik madde içeriğine katkısı olan kaynaklar kullanılmaz olmuş, hatta bu kaynaklara atık gözüyle bakılmaya başlanmıştır.”
 
Sürdürülebilir tarım için nitelikli toprak şart
Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz ise kitaba yazdığı önsözde "Toprak, tüm canlıların ortaklaşa kullandığı, yaşamın sürekliliğini sağlayan, doğanın bizlere emanet ettiği en önemli kaynaklardan biridir.” diyerek görüşlerini şöyle özetledi: "2050 yılında dünya nüfusunun 9,7 milyar olması beklenirken, gıda ihtiyacını karşılamak için tarımsal üretimin bugünküne oranla yüzde 70 artırılması gerekmektedir. Oysa tarımsal üretim için kullanılabilir durumdaki araziler, ekolojik sorunlar sebebiyle her geçen gün azalmakta; mevcut toprakların da niteliği gittikçe bozulmaktadır. Bu bozulmanın başlıca göstergelerinden biri, toprağın en önemli öğesi olan organik madde içeriğinin azalmasıdır. Organik maddenin kaybına da yanlış tarımsal uygulamaların neden olduğu bilinmektedir. Toprağın kalitesini artırmak amacıyla kullanılabilecek organik atıkları değerlendiren ekonomik ve sürdürülebilir uygulamalar büyük önem taşımaktadır."
 
Neler yapmalı?
Kitapta elde edilen sonuçlar ve öneriler ise özetle şöyle:
- Tarım toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik özelliklerinin ve verimlilik potansiyellerinin istenen düzeylerde olabilmesi için organik madde içeriği toprak ağırlığının en az yüzde 3’ü kadar olmalıdır. Son yıllarda yapılan toprak analizi sonuçlarına göre topraklarımızın yüzde 99’u bu değerin altında organik madde içermektedir.
- Toprakların organik madde eksikliğini gidermek üzere hayvan dışkıları, tarımsal bitki artıkları, kentsel organik atıklar, leonardit, yeşil gübreleme, mezbaha ve et kombinası atıkları, humik asit ve diğer organik materyaller olmak üzere çok sayıda kaynak mevcuttur. Ancak bu kaynaklar ülkemizde, büyük ölçüde doğru değerlendirilememekte ve israf edilmektedir.
- Toprak kalitesinin en önemli göstergesinden biri olmasına rağmen, bugün toprak organik maddesinin önemi yeterince bilinmemektedir. Bu nedenle üreticiler, toprağın organik madde içeriğinin önemi, topraklarında kullanabilecekleri hayvansal ve bitkisel organik madde kaynakları ve bunların kullanma şekilleri hakkında bilgilendirilmelidir.
- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, organik madde düzeyinin yükseltilmesi ve toprak verimliliğinin artırılmasına yönelik uygulamalara teşvikler vermeli, bu yönde önemli katkıları olan iyi tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve ciddiyetle uygulanması konusunda daha aktif ve etkin olmalıdır.
Özetle, toprakların korunması, tarım ve gıdanın sürdürülebilir kılınması için devlet, çiftçi, sanayici, tüketici, sivil toplum kuruluşları, herkes sorumluluğunu bilmeli ve gelecek için toprağa sahip çıkmalı.