Bu ülkede yaşayan her insanın birinci görevi, Ulu Önder Atatürk'ün anısına saygılı olmaktır. Eğer saygı duymuyor ise bu ülkenin sağladığı ekmeği yemeye, havayı teneffüs etmeye ve özgürlükleri kullanmaya hakkı yoktur.
19. Yüzyıl dünyasında, Batı'nın "yok etmeye" karar verdiği, Türk Milletinin var oluş destanı onun sayesinde yazılmıştır.
Ünlü evrim teorisi banisi Darwin "Türklerin aşağı ırk olduğunu söylüyor, yok edilmesinde" beis görmüyordu. Batı, Türkleri yok etme kararının gerekçesinde; antropolojik, kültürel ve sosyo-ekonomik temelleri oluşturmuştu.
Türkler tarih sahnesinden silinmek üzereyken, bir mucize gerçekleşti. Ulu Önder Atatürk önderliğinde Batı'ya karşı savaş kazanıldı. Bu savaş sadece askeri alanda değildi. Antroplojik, sosyolojik, siyasi ve ekonomik alanı da kapsıyordu.
20. Yüzyıl Liderler dünyasıdır. Lenin, Mussolini, Hitler, Stalin, Mao gibi Liderlerin kurdukları düzen yürümedi. Sadece Ulu Önder Atatürk'ün kurduğu düzen yaşıyor. Yaşıyor çünkü o modern bilimin ışığında; Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk Devleti olarak Türkiye Cumhuriyetini kurmuştu.
Laik devlet düzeninde "din ticari ve siyasi amaçlara" alet edilemezdi. Tarikatlar ve din tacirleri bu düzeni kabul etmediler. Edemiyorlar.
Ulu Önder Atatürk "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet muzaffer ve payidar olacaktır" diyordu. Bölücüler ve Cumhuriyet düşmanları bu ideayı kabul etmediler. Edemiyorlar.
Ulu Önder Atatürk "En hakiki mürşit (yol gösterici) bilimdir" diyordu. Bilime karşı duran örümcek kafalılar bu ideayı kabul etmediler. Edemiyorlar.
Onlar ve devşirmeler dini siyasete alet etmekte uzmanlar. Bu milletin dini inancını kullanmakta başarılılar. Birbirlerini tanıyor, kolluyor ve bir şekilde devleti ele geçiriyorlar. İlk hedefleri Ulu Önder'in anısına hakaret ederek Türkleri aşağılamak oluyor.
Ey Türk Milleti ayağa kalk ve Ata'nın anısına sahip çık.