Prematürenin sözcük anlamı şudur: Prematüre: Erken doğan. Günsüz. Günü gelmeden doğan demektir. Bu seçim de günü gelmeden doğmuştur. Günü gelmeden doğan bebekler küvez denilen özel yataklara alınırlar. Bu seçim de öyle bir seçim işte. Ancak küvezle yaşatılabilir. Seçim küvezle yaşatılıyorsa demokrasi de küveze alınmış demektir Demokrasi bizim için amaç değil araçtır. Zamanı gelince demokrasi, treninden inilecektir. Denilen yerde yaşıyoruz. Ben yazmaktan siz okumaktan bıktınız ama ne yapalım ki yazmak zorundayız. İşte AKP döneminin hizmet ve başarılar yüklü karnesi. İşte demokrasi ile silgisiz rakamlar. Ulus egemenliği olan demokrasi olan yerlerde halk altına ve dövize zam yapar mı yaptırır mı?
2002 te bir ABD Doları 1.320.000 TL iken 4.012.000 TL ye çıkmıştır. Artış 3 mislidir
2002 te bir gram altın. 18.000.000 TL den 176.000.000 TL ye çıkmıştır. Artış 10 mislidir
2002 te bir çeyrek altın. 24.000.000 TL den 280.000.000 TL ye çıkmıştır. Artış 12 mislidir
2002 de asgari ücretle 10 çeyrek altın alınırken bu gün asgari ücretle 5 çeyrek altın ancak alınabilmektedir.
Demokratik parlamenter sisteme son veren 2017 Nisan Anayasa değişiklikleri ile zaten fiilen Anayasal olarak Türkiye’de demokrasi kalmamıştır. Demokrasimizi küveze alan yukardaki karnenin 14 Mayıs 1950 de başlayan macerasıdır.
Yukarıda arz ettiğimiz AKP karnesi Türk milletinin hiçbir ferdi tarafından onaylanmaz. Türk milleti Atatürk gününde olduğu gibi bir ABD Dolarının 80 kuruş olduğu günleri özlemektedir. Bu seçimler prematüredir ama madem yapılacaktır. Paramızı Atatürk gününde olduğu gibi DENK bütçe ile Türk parasının değerini korumayı vaat edenlerin Türk milleti tarafından benimsendiği, seçildiği ve göreve getirildiği bir seçim olması için herkes görevlidir. Türk milletine başarılar dilerim.
Ancak sadece dilerim. Görüyorum ki hiç bir açık oturum konuşmacısı, hiç bir aday hiçbir parti yetkilisi bu günlere yani yukarıdaki karne günlerine açık bütçelerle geldik çıkmamız DENK bütçe ile olacaktır demiyor.
Cumhuriyet gazetesi Yazar ve yöneticilerine verilen cezalar nedir?
Kınama fiilinin 3 zamanda söylemekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
Kınadık. Kınıyoruz. Kınayacağız.
Bir geminin içindekileri en çok ilgilendiren konu gemi kaptanının ehliyetli biri olup olmamasıdır. Kaptan ehliyet sahibi biri değilse gemiyi karaya oturtur. Onun için gemi ile seyahat edenlerin gemiyi yöneten kaptanın iyi bir kaptan olup olmadığı içindeki yolcuları çok yakından ilgilendirir. Bir ülkenin nasıl bir ülke olduğuna o ülkedeki yazarların durumuna bakarak karar verilebilir. Bir ülkede DENK bütçe + Laik eğitim yoksa her türlü kötülüğe Faşizme hukuksuzluğa anarşiye kavgaya her zaman açıktır ve gebedir.
Şimdi isterseniz ceza alan Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin listesi ile aldıkları cezaları tarihe not düşmek adına yazalım.
Akın Atalay: 8 yıl bir ay, Aydın Engin: 7 yıl 6 ay, Ahmet Şık 7 yıl 6 ay, Hikmet Çetinkaya 6 yıl 3 ay, Orhan Erinç:6 yıl 3 ay, , Bülent Utku 4 yıl 6 ay: Güray Öz: 3 yıl 9 ay, Hakan Kara:3 yıl 9 ay, Musa Kart:3 yıl 9 ay, Önder Çelik:3 yıl 9 ay, M. Kemal Güngör:3 yıl 9 ay, Emre İper:3 yıl 1,5 ay, Kadri Gürsel:2 yıl 6 ay ceza alanların listesi bu kadar. Peki, suçları nedir. Haber yazmak. Bizim hukuk kapasitemiz bu suçu ve cezayı anlayamıyor. Sanıyorum temyiz kademeleri inceleyecekler ve kararlarını vereceklerdir.
Şimdi gel de rahmetli hocamız Prof. Dr. Server Tanilli’yi anma. Uygarlık Tarihi ders kitabı için “komünizm” propagandası suçlamasına karşı mahkemede yaptığı tarihi savunması akla geliyor.
“Ben, içinde yaşadığım çağa ve topluma karşı, bir bilim adamı olarak sorumluluğumu yerine getirdim. Şimdi, sorumluluk sırası sizde. Yalnız, unutmayınız ki siz de çağınıza ve topluma karşı sorumlusunuz. Çünkü, her mahkeme kararı onu verenlerin yalnız hayatları boyunca değil, onu verenler hayattan çekildikten sonra da anılır: İyi anılır, kötü anılır, ama anılır. İsterim ki, sizin kararınız ilerde kültür tarihinin mutlaka bahsedeceği bu dava dolayısıyla iyi anılsın, takdirle anılsın. Sizleri tarihin huzurunda, toplumun huzurunda sorumluluklarınızla baş başa bırakıyorum. Hoşça kalınız.
30 Eylül 1978. Servet TANİLLİ
Ve karar şudur: İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda anılmaya değer bir “BERAAT” kararı verdi.( 1978/62 sayılı ve 31.03.1978 sayılı karar) Anılmaya değer bu kararın altın da Başkan Yargıç Naci Tanrıverdi, üye yargıç Lamia Onat ve üye yargıç A. Nuran Tosun’un imzaları vardır. Anılmaya değer kararı veren anılmaya değer hakimler bunlardır. Andık , anıyoruz ve anılacaklardır. Cezayir kurtuluş savaşçılarından yazar Franz Fanon'un " Herkesin kurtuluşu için hereksin savaşa girmesi gerekir. Her seyirci ya bir alçak ya da bir korkaktır. Dediği günlerden geçiyoruz.
Türk milleti bu karanlık geçitten Atatürk yolundan giderek çıkacaktır. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz.