Her kur artışını, muhalif kesim KRİZ OLARAK algılıyor. Kur artışlarının gerçek nedenlerini tartışan yok. Herkes cebine bakıyor. Kendini düşünüyor. Bir kaşık suda fırtına koparılıyor.

Ekonomik krizler kur artışı ile olmaz. Ekonomik kriz dönemlerinde, üretimde düşüş olur. Üretim son hızla devam ediyor. Kapasite kullanım oranları, yüzde 76 civarında seyrediyor.Kapasite kullanım oranı Avrupada yüzde 50 nin altında kaldı. Üretimdeki artış, büyüme oranı ile ölçülür. Türk ekonomisi yüzde 9 oranında büyüyor. Büyüyen bir ekonomiyi, kriz olarak sunmak, ekonomik prensipler ile bağdaşmaz.

Ekonomide temel bir kural vardır. Herkes, katkısı oranında pay alır. Katkısı olmayanlara, ekonomi pay vermez. Sorunlar ekonomiye katkısı olmayanlardan kaynaklanıyor.

Kimler ekonomiye katkı sunmuyor.

1. İmamların ekonomiye katkısı sıfır, fakat devletin zoru ile vatandaşın sofrasına ortak oluyor. Sayıları büyük bir orduyu oluşturacak seviyeye ulaştı. 140 bin din görevlisinden söz ediliyor.

2. Emeklilik sistemi çürümüş. Ülke 50 yıl önce ölmüş emeklinin dul ya da bekar kızına maaş veriyor. Sayıları milyonları aşmış. Danışıklı ayrılmalar ile maaş alanlar var. Ülkede, prim ödemeden emekli olma imkanı var. 2 yıl milletvekili olan emekli oluyor.

3. Devlet politik amaçla istihdam yaratıyor. Arka bahçesi olarak tanımladığı İmam Hatiplere iş bulmak için, gereksiz kadro üretiyor. Yurt dışı arpalıklar ile siyasilere maaş bağlanıyor. Maaşları döviz ile ödeniyor. Bu fakir milletin dişinden tırnağından artırdıkları, israf ediliyor.

4. Sosyal Güvenlik Sistemi çökmüş. Devletten çıkar elde etmek isteyen zenginler, mallarını çocuklarına ve yakınlarına veriyor. Yeşil kart alıyor. Hasta numarası yapıp, evde bakım ücreti alanların sayısı milyonları buluyor.

5. Popülist siyasetin sonucu olarak TEMBEL BİR SINIF yaratıldı. Bu sınıf çalışmıyor. Üreticiler, çalıştırcak işçi bulamıyor. Fındığı ve çayı Gürcüler topluyor. Afganlılar, çobanlık yapıyor.Özbekler ve Türkmenler ev hizmetlerinde çalışıyor. Suriyeliler fabrikalarda ve inşaat sektöründe çalışıyor. Tembel sınıfı yaratan devletin bütçesi açık veriyor. Açığı, bu fakir milletin rızkı kesilerek kapatılıyor.

6. Göçmen ülkesine döndük. Göçmenlerin çoğunluğu çalışmıyor. Ekonomiye katkısı olmadan pay alan göçmen sayısı 4 milyonu aştı. Bunların giderlerini vatandaş vergileri ile ödüyor.

7. Ülkede çalışmak isteyip de iş bulamayanların sayısı 4 milyonu geçti. Gizli işsizlerin sayısı ilave edildiği zaman, rakam korkunç boyutlara çıkıyor. İşsizin, boşta geçen zamanı bir daha yakalanamaz. Ama, onun yaşamak için gereksinimlerini halk ödemek zorunda kalır.

Sonuç, ülkede yaşayan insanların toplam üretimi, toplam tüketimi karşılamıyor. Kur artışının, enflasyonun, cari açığın ve bütçe açığının gerisindeki gerçek neden budur.

Ne muhalefet ne de iktidar yazdığım sorunlara çözüm getirecek politika üretmiyor. Buz dağının görünen tarafını tartışıyor.

Ekonomide sorun çözme mekanizması vardır. Otomatik olarak işler. Ekonomi, fiyatları artırmak yoluyla olmayanı vermez. Vermeden alanlar, artan fiyatlar karşısında perişan olacaklar.

Ekonomide kriz yok. Düzeltme var. Düzeltme can yakıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.