Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıktığını aktaran Uzunçakmak, eğitimde şiddet olaylarının toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye vardığını söyledi.

“Ne ilk ne de son olacak gibi duruyor”

Lokman Uzunçakmak, sözlerini şöyle sürdürdü; “Öğretmenlerimize yönelen şiddet, eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür. Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi son örneği İstanbul Çekmeköy’de yaşandığı gibi şiddetin failinin bizatihi öğrenci ve çocuk olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla toplumun karşısına çıkmaktadır.”

Cehalete dayanan şiddeti veya şiddete dayanan cehaleti bir an evvel ortadan kaldırmak için çocuk ve genç eğitimine olduğu kadar yetişkin ve aile eğitimine de ağırlık verilmesi gerektiğini aktaran Uzunçakmak, “Çocuk suçluluğunun arka planında aile olduğunu da görmeli; suçun faili olan çocuğun yanında ailenin de suçtan sorumluluğunu gözetmeliyiz.” dedi.

Taleplerini sıraladı

Uzunçakmak, son olarak acilen şu adımların atılmasını istedi: “Tartışması yarım kalan yeni lise modeline son şekli verilmeli, eğitim adına hiçbir iddiası kalmamış, başarması imkansız olan ve okul için artık açık bir güvenlik problemi haline gelmiş öğrencilere başka çözüm yolları bulunmalıdır. Sınıf geçme ve disiplin mevzuatımız güncellenmeli, öğretmen ve okul idaresinin eli güçlendirilmelidir. Okullarda meydana gelen olaylar için ihtisas mahkemeleri kurulmalı, sağlıklı kararlar hızlı verilmeli ve idarenin aldığı önlemler mahkemelerce boşa çıkarılmamalıdır. Okul girişlerinde, özellikle liselerde cihazlarla destekli güvenlik önlemi alınmalıdır. Bugün bıçakla giren öğrenci veya veli, yarın dünyada birçok örneğini gördüğümüz gibi silahla girip çok daha vahim olaylara sebep olabilir. CİMER, okullar için kesinlikle kaldırılmalıdır. Şikayeti olan kimse kimliği ve imzası ile dilekçe hakkını kullanmalı, iftira atan bedelini ödemelidir. Okul güvenliği ile ilgili acil eylem planı yapılmalı ve gereken adımlar geç kalınmadan atılmalıdır.”

Kaynak: Haber merkezi