Kaymaz, yaptığı yazılı açıklamada kamu eğitimin zayıflamasına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“Son üç yıla ilişkin resmi veriler, Bakan Tekin döneminde kamusal eğitimin güçlendirilmesi yerine özel öğretimin alanının genişlemeye devam ettiğini göstermektedir. MEB verilerine göre 2022-2023 eğitim öğretim yılı sonunda özel okul sayısı 14 bin 281 iken, 2023-2024’te bu sayı yine 14 bin 281 olarak korunmuş; 2024-2025 eğitim öğretim yılında ise 14 bin 700’e yükselmiştir. Böylece sadece son açıklanan resmi veriye göre özel okul sayısında 419 okul artış yaşanmıştır. Bu artış, devlet okullarında kalabalık sınıflar, ikili eğitim, fiziki yetersizlikler, temizlik ve beslenme sorunları sürerken; eğitim hakkının kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasa koşullarına terk edildiğinin somut göstergelerinden biridir.
Eğitim emekçileri yoksullaştı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki ilk üç yılı; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikalarının hayata geçirildiği, milyonlarca öğrencinin bir öğün ücretsiz yemek ve temiz suya muhtaç edildiği; tarikat ve cemaatlerle yüzlerce protokolün imzalandığı, okulların hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuştuğu, eğitim sisteminin bir taraftan piyasalaştığı, diğer taraftan “Tek din tek mezhep” anlayışı üzerinden yeniden biçimlendirilmek istendiği koyu karanlık bir dönem olmuştur. Eğitimin amacı siyasi iktidarın ideolojik arka bahçesini inşa etmek ya da sermayeye bedava iş gücü devşirmek değildir.
Laik eğitimin savunucusu olmayı sürdüreceğiz
Millî Eğitim Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarında yüksek bütçelerle hazırlatılan propaganda amaçlı videolar, eğitimde yaşanan yapısal çöküşü gizlemeye yetmemektedir. Gerçek bir eğitim reformu; kurumsal videolarla parlatılan görselliğin propaganda aracına dönüştürülmesiyle değil, kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve ana dilinde eğitimin tüm okullarda somut olarak yaşama geçirilmesiyle mümkündür. Bakanlığın süslü söylemleri ve “başarı” anlatısı, toplumun önüne konulmuş bir “Maarif Masalı” olmaktan öteye geçmemektedir. Eğitim Sen olarak bizler; eğitim emekçilerinin örgütlü gücüne, velilerin ve öğrencilerin eşit, özgür ve nitelikli eğitim hakkına dayanarak, bu masalın karşısına gerçekleri koymaya ve örgütlü olduğu tüm okullarda ve işyerlerinde laikliğin, bilimin, kamusal ve demokratik eğitimin yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz.”





