‘Son günlerde ilimizdeki bir sağlık kurumumuzda yaşanan gelişmeler, hekimlik mesleğinin ve sağlık yönetiminin karşı karşıya kaldığı ciddi bir sorunu gün yüzüne çıkarmıştır’ diyen Barçak, “Hekimlik mesleği ve sağlık yöneticiliği; siyasi direktiflerle, taraflı taleplerle veya hizmetleri kişisel imtiyazlara dönüştürme çabalarıyla icra edilemez. Bir sağlık kurumunun yönetimi, "hizmetin gerekliliği" ve "hasta yararı" ilkesine dayanır. İdari süreçlere ve çalışma sistemine yapılan her türlü siyasi müdahale, yalnızca bir yöneticinin değil, o kurumdan hizmet alan tüm vatandaşlarımızın hakkına ve çalışma barışına vurulmuş bir darbedir.” şeklinde konuştu.
“Sağlık hizmeti, siyasi direktiflere kurban edilemez”
Barçak, şöyle devam etti; “Sağlık Bakanlığı’nın bu süreçte devreye girerek, söz konusu müdahaleleri reddetmesi ve hekim arkadaşımızın görevine devamını sağlaması, kurumlarımızın hiyerarşik bağımsızlığının korunması adına yerinde bir adımdır. Bu müdahale, kamu kurumlarının yerel siyasilerin değil, kamu hizmeti gereklerinin yönetiminde olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Hekimlerin ve sağlık yöneticilerinin idari ve mesleki sorumluluğu, bağlı oldukları Bakanlık teşkilatına ve tedavi etmekle yükümlü oldukları hastalarımızadır. Bu hiyerarşinin dışında kalan her türlü "direktif" ve "imtiyaz talebi", hukuki ve mesleki meşruiyetten yoksundur. Sağlık kurumlarının işleyişine, personel görevlendirmelerine veya çalışma sistemine yönelik dışarıdan yapılacak hiçbir müdahale, hiçbir imtiyaz talebi kabul edilemez. Bilimsel özerkliğimizi ve mesleki onurumuzu, hiçbir baskı unsuru karşısında eğip bükmeden korumaya kararlıyız. Sağlık hizmeti, toplumun en temel hakkıdır ve bu hizmetin sunumu hiçbir suretle kişisel beklentilere veya siyasi direktiflere kurban edilemez.”





