Yeni KABİLE'yi kurduk, Rus uçağını vurduk.

 

***

Biraz top çevirelim.

Gazetelerin en çok okunan sayfası spor sayfalardır. Spor dedikse o da futboldur.

Yani ayak topudur. Önceki akşam TRT'de Barselona-Roma maçı vardı.

İlk yarısı 3-0 biten maçın ikinci yarısını izleyebildim.

Bir ara hakeme gözüm takıldı; baktım tanıdık biri. Bizim Cüneyt Çakır'mış. Aferin, dedim. Nihayet istikrarlı bir uluslararası hakemimiz var. Dışarıda nerede ise sıfır hata ile maç yönetiyor. Ama Türkiye'de şaşırıyor.

Baktım yorumcunun sesi de tanıdık; o da kıdemli yorumcu Ömer Üründül.

"Kademe anlayışı, bloklararası yarımlaşma, tam saha baskı" gibi filan terimlerin isim babasıdır. Ekmeğini elan TOP'tan çıkarmaya devam ediyor.

Ona da bir aferin!

 

Barselona, 'nasılsa 3-0 galibiz' diye yatmıyor.

Topu ayağında eveleyip gevelemiyor. İştahı yerinde, ikinci yarıda da 3 gol attılar.

Maç 6-1 bitti. 3 gün önce ezeli rakipleri Real Madrid'i kendi sahalarında 4-0 yenip "sürklase" eden eden takımda yorgunluktan eser yok.

Hem kendileri hem de ayaklarındaki top zevk alıyor.

Hatta bir Messi'leri var ki mest ediyor. Sakatlıktan yeni çıkmış, ilk maçında 3 gol atmış, ikinci maçında da 2 gol atıyor. Yer yüzünde yok böyle bir futbolcu!

Lionel Messi de muhtemelen uzaylıdır!

 

Barselona'nın başarısının sırrı nedir?

Kimilerine göre Barselona "uzaylı futbolu" oynuyor.

Kimilerinin de 6 saniye teorisi vardır.  Bu teoriye göre Barselona'nın sırrı "6 Saniye Kuralı"dır.  Bu kurala göre Barselonalı oyuncular kaybettikleri topu 6 saniye içinde ele geçirmeye çalışırlar.

 

Takımın başarısındaki diğer bazı sırlar da şu şekilde tespit edilmiş:

"Doğru altyapı kurulur, 4-3-3 sistemi uygulanır, başkan değişir sistem değişmez, her rakibe saygı duyulur, pasa dayalı sistem vardır, kendi hocasını kendisi yetiştirir, takımda hiçbir yıldız kapris yapamaz, doğru yerlere doğru transferler yapılır, takım elemanlarında daima alçak gönüllülük vardır, güzel oyun genel kuraldır, futbolcu oynadığı oyundan zevk alır..."

 

Futbolda ya da başka bir alanda başarının birinci sırrı kurumsallaşmaktır.

İkincisi kişiler ve olayları değil sistemi öne çıkarmaktır.

Tüm bu veriler ışığında Orduspor'u, Fenerbahçe'yi, Galatasaray'ı, Beşiktaş'ı, Trabzonspor'u ya da başka bir yerli takımı analiz edin bakalım.

 

Derler ki; futbol sadece futbol değildir!