Ordu Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Ömer Faruk Barçak, sezaryen oranları ile hekimlerin cezalandırılmasını eleştirerek açıklamalarda bulundu. Barçak açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Sağlık hizmetlerinin sunumunda hekimlik pratiği, temelinde "öncelikle zarar vermeme" ilkesini barındıran, bilimsel bilgi, tecrübe ve klinik muhakemenin sentezlendiği karmaşık bir süreçtir. Modern tıpta hekimlerin performansının ölçümlenmesi ve kalite standartlarının belirlenmesi, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından elzemdir; ancak bu süreç, hekimin mesleki özerkliğini zedelememeli ve somut, kanıta dayalı hukuki çerçeveden sapmamalıdır. Son dönemde sağlık politikalarında sıkça tartışılan sezaryen oranları, çok faktörlü bir tıbbi sonuçtur. Bir hekimin veya kurumun sezaryen oranları; hastanın sosyo-demografik özellikleri, gebelik riski, acil müdahale gereklilikleri, hastanın tercihleri ve klinik endikasyonlar gibi sayısız değişkene bağlıdır. Dolayısıyla, sadece istatistiksel bir oran üzerinden bir hekimin mesleki yeterliliğini yargılamak veya meslekten men gibi yaptırımlar gündeme getirmek, klinik gerçekliği göz ardı etmek anlamına gelir.

Veriler tek başına kusur teşkil etmez

Hekimlerin mesleki hakları, Anayasa ve ilgili mevzuatla koruma altındadır. Bir hekimin mesleğini icra etme hakkının kısıtlanması, ancak objektif olarak kanıtlanmış bir "tıbbi uygulama hatası" neticesinde gündeme gelebilecek, en ağır idari yaptırımdır. İstatistiksel veriler bir "yeterlilik" göstergesi olarak kabul edilebilir ancak bu veriler tek başına hukuki bir kusur teşkil etmez. Sezaryen oranlarını doğrudan bir cezai veya disiplin yaptırımına gerekçe kılmak, hekimleri "defansif tıp" uygulamalarına itebilir. Bu durum, hastanın sağlığı için en doğru kararı vermek yerine, istatistiksel baskıdan kaçınmak amacıyla tıbbi kararların manipüle edilmesine yol açabilir ki bu, sağlık hizmetinin temel etik değerlerine aykırıdır. Sonuç olarak; sağlık sisteminde kalite artırılmalı ve denetimler sürmelidir, ancak denetim mekanizmaları hekimin klinik muhakeme yetkisini koruyan, şeffaf, bilimsel ve adil süreçlerden oluşmalıdır. Sezaryen oranları gibi sadece nicel verilere dayalı yaptırımlar, hekimlerin mesleki bağımsızlığını yok sayar. Hekim hakları ile hasta haklarının birbirini tamamlayan bir bütün olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.”

Kaynak: Haber Merkezi