Bu yazı; bugünkü tablo da, bu "akademisyenler" de sizin eserinizdir, "Akademisyenlerin fikirlerine katılmıyorum ancak fikirlerini söyleme hakları olduğunu savunuyorum ve "hepiniz oradaydınız" yazısıdır... 
***
'Sayın Öcalan'la başlayan 15 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihi incelensin. Devleti yönetenler ya da onun emri ile hareket eden birimlerin terör örgütü liderini muhatap alıp, onunla istişareler yapıp, onu pamuklara sardığı müzakere ve "canım cicim yılları" incelensin. 
Öcalan'ın itibarı deyimini kullanan, 'Öcalan bile bunlardan rahatsız' diye paye verip methiyeler düzenler, nevruzlarda Öcalan bildirileri okunurken yılışanlar, İmralı cezaevi, PKK kampı Kandil ve TBMM arasında tur düzenleyenler, heyet oluşturanlar, kostak kostak yürüyen BDP üyeleri ile poz verenler, kaymakam ve valilerin atanmasında bile Öcalan ve PKK rahatsız olmasın parametresi icat edenler...
Hatta bakanlar kurulunu bile (İdris Naim Şahin olayı) PKK'ya göre dizayn edenler, PKK ile mücadele etmiş deneyimli komutanları görevden alıp, içeri atanlar... Çözüm süreci adı altında PKK ve bölücülere yönelik hoşgörü ve hareket esnekliği sağlayan, onların propaganda güçlerine ses çıkarmayan, vali ve kaymakamlara 'aman müzakere süreci var,  operasyon yapmayın, görmezden gelin' diyenler ve bunları itiraf edenler...
PKK temsilcilerine, Oslo'da, "Kentleri patlayıcılarla doldurdunuz, hehehe!" diye şaklabanlık edenler, PKK yanlısı türkücülerle, sanatçılarla Diyarbakır'da el ele tutuşup kırıtarak yürüyenler...
'Kürdistan' diye resmi demeç vererek güya şirinlik edenler... PKK ve bugün "paralel" dediklerinizle yıllarca el ele verip Makyavelist, pragmatist seçim hesapları yapanlar... 
"Darbe ve vesayet" adı altında mağduriyet üretip, psikolojik harple Ordu'yu sindirip, terör bölgesinden tasfiye edenler... Askeri şüpheli gördükleri araçları dahi durduramayacak hale getirenler... PKK elçileri ile Dolmabahçe'de resmen protokol imzalayanlar... 
Kimi gazeteler ve televizyonlar "PKK bölgede silah depoluyor, eleman topluyor, hendek kazıyor, vergi topluyor, askerlik şubesi açıyor" diye yazarken onlara tepki gösterip, "siz anaların ağlamasını mı istiyorsunuz" diye kızanlar...
"Öcalan'ın yerinde ben olsam ben de dağa çıkardım" diye zarf atıp, zevzeklik edenler... Şimdi dönüp herkese vatan haini, terörist deme hakkını nereden buluyorsunuz? 
Yukarıdaki "beslenme zincirinde" rol alan, devlet adamı, parti başkanı, bakan, bürokrat, yazar-çizer, gazeteci, müsveddeleri... Önce aynaya bakın, kendinizi yargılayın, hatta ihbar edin... Yok yok lütfen intihar edin!