Türk halkı üzerinde yapılan din sosyolojisi araştırmalarında, dini vecibelerini yerine getirmede kurban kesmenin ilk sıralarda yer aldığı görülüyor. Vacip/müekked sünnet olan bir ibadetin farzların önüne geçerek ilk sırada yer almasının sebep ve hikmetlerinin çok yönlü araştırılarak kurban ibadetine rağbetin bu kadar fazla olması üzerinde durulmaya değer bir konudur. Maddi durumu iyi olan ailelerin tamamı kurban kesmektedir. Maddi durumu elvermese bile, bir yolunu bulup kurbanlık temin ederek bu ibadeti yerine getirmeye gayret eden insanlar azımsanmayacak miktardadır. Bu açıdan, Türkiye’ de kurbana verilen önemin diğer İslam ülkelerinde verilen önemden daha fazla olduğunu söylemek mümkündür.
Durum böyle olunca her kurban bayramı öncesinde ülkemizde, kurbanın ifade ettiği ulvi anlamlar göz ardı edilerek bazı televizyonların/gazetelerin medyatik sözde aydın! Din adamlarını köşe başlarına oturtup ilmi ciddiyetten uzak iddiaları günlerce, hatta haftalarca tekrar ettirmelerinin sebepleri neler olabilir acaba? Bu tartışmaların sadece reyting amacıyla yapılmadığı, daha özel maksatlara yönelik olduğu gözlerden kaçmamaktadır. Halkımızın büyük çoğunluğu tarafından benimsenmiş kurban ibadeti konusunda zihinleri bulandırmak, toplumsal dayanışmayı baltalamak, bireylerdeki güven duygusunu zedelemek, ibadet ve moral değerlerimize karşı toplumda duyarsızlık oluşturmaya çalışmak ve bu ibadet konusunda kuşkuya sebebiyet vermek bu maksatlardan ilk akla gelenleridir. Kurbanın kıymetini ve anlamını değersizleştirerek basitleştirmeye çalışanların asıl hedefinin salt kurbanla sınırlı olmadığına dair alametler vardır. Aslında kurban üzerinden saldırılan, bizzat İslam’ın kendisidir. Hayvan keserek bayram yaptıran bir din olur muymuş? Kurbanın ruhunu hiç düşünmeden, anlamadan onu salt bir hayvan kesmeye ve ete indirgerseniz kuş beyninizin sizi götüreceği düşünce bu olur.
Kurban; yaklaşmak, yakınlaşmak, yakın olmak anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak da, Kurban Bayramı günlerinde ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
Yüce dinimize göre kurban kesmek; sadece kan akıtmak değildir. Kurban bir sadakat ve teslimiyet ifadesidir. Kurbanda akıtılan kanla birlikte beynimizdeki, gönlümüzdeki İslam’a aykırı bütün düşünce ve duyguların kurban için açılan çukura gömülmesi hedeflenmelidir.
İslam’da esasen bütün ibadetlerin özünde yüce Allah’a yaklaşma gayesi olduğunu söyleyebiliriz. Kurbanda bu durum daha belirgin bir biçimde ortaya çıkar. Semavi olmayan din mensuplarının hemen tamamı kurbanın kanı, kokusu veya etinin Tanrı’ya bir şekilde ulaşmakta olduğunu düşünmektedirler. Onlar Müslümanların aksine, Tanrı’nın kendisine sunulan bu kurbanlara ihtiyacı olduğuna inanırlar. Mekke’de kurban konusunda benzer bir tutum sergileyenlere karşılık Kur’an’ın; “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır, fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır… ” ( Hac, 37 ) şeklinde verdiği cevap çok manidardır. Esasen bu ayet İslam’da genel olarak bütün ibadetlerin, özel olarak da kurban ibadetinin altında yatan derin manaları ifade etmektedir. İnancımıza göre kurban, kişinin en değerli varlıklarını sembolize eder. Müslüman’ın kestiği kurban, canının, malının, evladının sembolüdür.