Yeşil alanların halkın kullanımına ait olduğuna dikkati çeken Yüce, “Altınordu'nun imar planları, yeterli sosyal donatı ve yeşil alan ayrılmadığı gerekçesiyle mahkemeler tarafından iptal edilirken, aynı günlerde Cumhuriyet Mahallesi'nde yaklaşık 52 dönümlük tescilli bölgesel park alanının Ticaret + Konut (TİCK) alanına dönüştürülerek askıya çıkarılması kamu vicdanını derinden yaralamaktadır.” dedi.
“Şehir, ranta kurban ediliyor”
Park olarak ayrılan bir yerin imara açılmasının yanlış bir karar olduğunun altını çizen Uğur Yüce, “Bu şehrin çocuklarının, gençlerinin, yaşlılarının, gelecekte doğacak nesillerinin hakkı olan yeşil alanların azaltılması, şehir rantına kurban edilmesi ve yıllardır park alanı olarak ayrılmış bölgelerin betonlaşmaya açılması hangi kamu yararına hizmet etmektedir? Mahkemeler "şehirde yeterli yeşil alan ve sosyal donatı yok" diyerek imar planlarını iptal ediyor. Buna rağmen 1992 yılından beri bu milletin ortak malı olan, vatandaşın nefes alacağı bölgesel park alanının imara açılmak istenmesi nasıl izah edilebilir? Belediye başkanları ve yerel yöneticiler, sadece bugünün değil yarının da emanetçileridir. Makamlar gelip geçicidir; ancak alınan kararların şehir üzerinde bırakacağı etkiler onlarca yıl devam eder. Bu nedenle şehir yöneticileri, milletin malını ve hakkını korumakla yükümlüdür.”
“Yeşil alanlar neden korunmamaktadır?”
Yüce, şu soruları yönetti; “Mahkemenin yeşil alan yetersizliği gerekçesiyle planları iptal ettiği bir süreçte, 52 dönümlük bölgesel park alanının imara açılmasındaki kamu yararı nedir? Bu alanın park olarak kalması gerekirken Ticaret + Konut alanına dönüştürülmesinin gerekçesi nedir? Şehrin nefes alacağı alanlar her geçen gün azalırken çocuklarımız nerede oynayacak, vatandaş nerede dinlenecektir? Gelecek nesillerin hakkı olan yeşil alanlar neden korunmamaktadır?”
“Bu şehir sahipsiz değildir”
Yüce, “Yeşil alanlar herhangi bir siyasi partinin, belediye yönetiminin veya belirli çevrelerin mülkü değildir. Bunlar milletin ortak varlığıdır. Bugün sessiz kalırsak yarın çocuklarımıza bırakacağımız tek şey beton yığınları olacaktır. Cumhuriyet savcılarını, ilgili kurumları, meslek odalarını, çevre kuruluşlarını ve tüm Ordulu hemşehrilerimizi bu süreci dikkatle takip etmeye davet ediyoruz. Bu şehir sahipsiz değildir. Ordu, dedelerimizden bize kalan bir miras olduğu kadar çocuklarımızın ve torunlarımızın da emanetidir. Emanete sahip çıkmak hepimizin görevidir. Yeşil alanlarımızın, parklarımızın ve şehir kimliğimizin korunması için hukuki ve demokratik mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.





