Her geçen yıl biraz daha diyorum ahh eski ramazanlar diye biraz daha özlüyorum kalabalık sofraları, şen kahkahaları... Herkes birbiri ile konuşacak yüzlerce şey birktirmiş sanki. Bir anlık sessizlik, çay yudumlama, dışında hep bir telaş bir şeyleri fazla anlatma telaşı. Birini dimelrlem diğerini kaçıracağım diye endişelenir dururdum. Şimdilerden sahuru hep yalnız, dakikayı soracak kimsem de yok ahh eski ramazanlar sohbetini edecek kimsem de... İftarda ise bazı akşamlar yalnızım, koca koca sofra kurma telaşım yok, her şey şık olsun uğraşım da aman tatlı eksik olmasın endişemde. Ramazanın bilmem kaçıncı günü oldu daha dumanı üstünde bir pide gelmedi evime buram buram kokan...
Sahi ruhumuzu hep bir önceki ramazanda, bayramda, yazda, kışta... bırakıyoruz farkında olmadan. Yıllar sonra değişeceğiz. Mesela sahura kalkmaz olacağız ya da yanımızda kimse olmadan iki kelime konuşmadan bakacağız ki iftarlar bitmiş, bayramlar geçmiş, ömür tükenmiş. Sahip çıkmadığımız her ana pişman olsak da geçen geri gelmeyecek.
Hala bir şansımız var güneş doğdukça ve gözlerimizi sağlıkla yeni güne açtıkça. Bakkala koşan çocukluğumuzun da elinden tutup pide almaya gidebiliriz ya da akşam ezanını duymak için camlara çıkabilir, mümkün patlayan topu duymaya çalışabiliriz.
Niye değişiyor bazı şeyler, farkına varmadan bambaşka zamanlar yaşıyoruz bir sene önceye göre. Biraz düşünen fark ediyor bir yılda değişen yüzlerce anı ama düşünmeyen kanmaya devam ediyor. Sanki olması gereken tam da böyleymiş gibi.
Hayır sevgili dostlar bizim içimizdeki çocuğu sahura kaldırmaya o küçük çocuğun da sahura kalkmaya heyecanı çok var aslında.