Hazineden geçinmeyi gelenek haline getiren toplumlar, enflasyondan kurtulamaz.
Bizim kültürümüzde, devletten geçinmek yok idi. Örnek, Havranlı SEYİT ONBAŞI dır. Balıkesirden, Havrana geldiğiniz zaman, Seyit Onbaşının heykeli sizleri karşılar. Çanakkale Savaşı kahramanıdır. Atatürk onu bulur ve GAZİ MAAŞI bağlamak ister. Kabul etmez.
Dedemden biliyorum. Balkan Savaşları ile askere alınmış. Gazzede savaşmış. Esir düşmüş. 8 yıl sonra, Orduya dönmüş. Vali maaş bağlamak istiyor. Dedem ''Tüyü bitmemiş yetimin hakkı alınır mı'' diyerek kabul etmiyor.
Nereden nereye geldik. Günümüzde, vatandaş bir an önce emekli olup devletten maaş almaya bakıyor. 38 yaşında emekli olanı biliyorum. Fiskobirliğe bir çuval fındık vereni emekli yaptık. Ölmüş babasının maaşını alan kadın sayısı milyonları buluyor. Sonuç 16 milyon emekli.
Hiç kimse ''bu benim hakkım değildir'' demiyor.
1. ''Bu benim hakkım değildir'' diyen toplumlarda enflasyon yok.
Örneğin Japonyada insanlar, haklarından daha fazlasını talep etmezler. Restoranlarda bahşiş dahi kabul etmezler. Japonyada enflasyon yok.
Kültürümüzde ''Bu benim hakkım değildir'' geleneği kayboldu. İnsanımız devletten para koparmak için her yolu deniyor. Başarıyor. ATM memuru diye bir söylem üretildi. İmkanı olan hortumu devlete bağlıyor. Milletvekili iki senede emekli oluyor.....Ekonomi olmayanı veremez. Fiyatlar artıyor.
2. Tasarruf kültürünü kaybettik.
Dünyada, gelirine göre en çok tasarruf eden ülke Çin. Çin halkı ürettiğinin yarısını tasarruf ediyor. Tüketimden arta kalan ürünü ihraç ediyor. Bu sayede Çin, 40 senede fakirlikten kurtuldu. Dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip. Tasarruf yüksek olduğu için enflasyon sorunu yaşanmıyor.
Bize tüketim kültürünü aşıladılar. Medya üzerinden ''Bir daha mı geleceksin dünyaya harca'' propagandası yapılıyor. İnsanların daha çok harcaması teşvik ediliyor. Sonuç, toplum bir bütün olarak daha çok tüketiyor. Az tüketim ile yetinen yok.
Öyle bir kültür aşıladılar ki, insanlar daha çok tüketince daha çok mutlu olacağını zan ediyor. Daha çok tüketim, tasarruf azalması ile sonuçlandı. Tasarruf dar boğazından kurtulamadık. Enflasyon yakamızı bırakmıyor.
3. Tarımsal üretimin ayıp sayıldığı bir aşamaya geldik.
Kimse köylerde durmak istemiyor. Şehre inip, rahat yaşama peşinde. Köyde kalıp inek sağmak, hayvan beslemek ayıp sayılıyor. Üretimden giderek uzaklaşan şehir yaşam biçimi ortaya çıktı. Şehirdekiler, tarımsal alanda çalışmayı tercih etmiyor. Tarımsal üretim düştü. Talep yüksek. Gıda fiyatları sürekli artıyor.
Sonuç;
Hazineden geçinmeyi gelenek haline getiren topluma dönüştük. Hiç kimse ''değirmenin suyu nereden gelecek'' diye sormuyor. Tasarrufu unuttuk. Aksine, daha çok tüketmek için tüketici kredisi kullanma modası başladı. Toplum olarak ürettiğimizden daha çok tüketiyoruz. Denge daha yüksek fiyat seviyesinde kuruluyor.
Böyle bir toplumda enflasyon sorunu çözülemez. İktidarların değişmesi sonucu değiştirmez. Çünkü enflasyonun gerisinde, talebi artıran ve meşru sayan gelenek var ve yerleşti.
İşimiz zor görünüyor.