Geçtiğimiz günlerde Ordu’dan yazan birkaç okurum, son dönemde hızla yayılan kokarca böceklerinden şikayet etti. Sorun olarak algılanan durum şöyleydi: “Bu böcekler sağlığımız için bir tehdit mi? Ne yapmalı?” Tanıdıklarıma konuyu daha detaylı şekilde sordum, üzerinde düşündüm. ve araştırmaya başladım.
Bu canlı ile karşılaşan bir çok kişinin internette bir arama yaptığına eminim. Müsadenizle, bir de halk sağlığı gözüyle anlatmak isterim. Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre Asya kökenli olan böcek, halk arasında kokarca böceği olarak adlandırılmakta olup, ülkemizde ilk kez Artvin ve İstanbul’da karşımıza çıkmış. 2020 yılı itibariyle Karadeniz Bölgesi’nde Ordu, Giresun, Trabzon ve Samsun dahil sekiz ilin 46 ilçesine yayılmış ve oldukça istilacı.
Neye benziyor peki? Ne işi var Ordu’da?
Kahverengi, 12-17 mm uzunluğunda kalkan şeklinde bir gövdeye sahip olan bu böcek, anten ve bacaklarındaki beyaz bantlar ve tehdit altında salgıladığı keskin kokuyla tanınıyor. Üreyebilmek için zengin bitki örtülerini ve nemli iklimi tercih ediyor. İklim değişikliği ile beraber Ordu’da kış sıcaklıklarının 1-2°C artması, kahverengi kokarca böceğinin kışı geçirme başarısını yükselterek, daha sık üreme iklimi sağlayarak ve kışın soğuktan ölümleri azaltarak, türe daha uzun yaşam imkanı sunuyor. Ayrıca devlet tarım teşviklerinin artması ve fındığa son zamanlarda özel sektör yatırımlarının artması, verimsiz arazilerin rehabilite edilmesi gibi faktörler, şehrin fındık üretim alanlarını arttırmakta. Dolayısıyla fındık bitkisindeki özsuyu emerek beslenmeyi pek seven bu tür, nüfusunu arttırmak için bu bölgeyi seçmekte pek de haksız değil gibi.
Sağlık açısından değerlendirildiğinde ise, kahverengi kokarca böceğinin ağız yapısının (sokucu-emici hortum), yalnızca bitki özsuyu emmek için uygun olduğu, insan derisini delme yeteneği olmadığı bilgisine eriştim. Ordu’da halk arasında “ısırık” iddiası yaygın olsa da, bu muhtemelen böceğin cilt temasıyla salgıladığı kimyasalların neden olduğu tahrişin yanlış yorumlanması olabilir. Klinikte çalışan uzman bir hekim değilim, labaratuvar ve klinik destekli bir değerlendirme yetkisine sahip asla değilim, bu noktada bunu hatırlatmak isterim. Yapılmış araştırmaların ve kurumların sunduğu bilgilerin, tarafımdan derlenip yorumlanarak, okurlarım tarafından daha anlaşılır olmasını ve bir farkındalık yaratma dürtüsü ile toplumsal bakış açısı katma isteğime dayanan paylaşımlar yapmaktayım. Neyse, devam ediyorum. Neticede, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, bu böcek sivrisinek veya kene gibi hastalık taşımıyor, ısırmıyor veya sokmuyor. Dünya çapında yapılan araştırmalar, böceğin bulaşıcı hastalıklarla ilişkili olmadığını da doğrulamakta.
Peki sağlığa zarar vermeyen bu böcek, bir halk sağlıkçının gündemine neden girdi?
Şöyle ki, Karadeniz bölgesinde halkın bu böceği zehirli veya hastalık taşıyıcı olduğu gibi bir yanlış bir inanış sonucunda, tarım ilaçlarını evde kullanmaya karar vermesi riski branşımın ilgi alanına girer. Çünkü, tarım ilaçlarının evlerde kullanımı, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı yönetmeliklerine aykırıdır. Piretroid veya malation içeren tarım ilaçları, yalnızca açık alanlar için onaylanmıştır ve evde kullanıldığında solunum yolu tahrişi, alerjik reaksiyonlar veya çocuklar, yaşlılar ve astım hastalarında daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Bilinçlenme ile kahverengi kokarca böceği, Ordu’da doğrudan halk sağlığına ciddi bir tehdit oluşturmasa da, tarımsal, ekonomik ve psikolojik açıdan etkileri de oldukça önemlidir. Tarım açısından, kahverengi kokarca böceği Ordu’nun fındık üretimine dayalı ekonomisi için önemli bir tehdit olabilir. Her ne kadar bu böcek fındığı çok sevse de, 300’den fazla bitki türüyle beslenir ve elma, şeftali, domates ve mısırda da zarar oluşturabilir. Ortaya çıkan ekonomik kayıplar, çiftçilerin geçim kaynaklarını tehdit ederek dolaylı yoldan toplumsal refahı ve ruhsal sağlığı etkileyebilir.
Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı, 2018’den beri Karadeniz Bölgesi’nde feromon tuzakları dağıtmıştır; bu tuzaklar, böcekleri çekip yakalayarak popülasyonu izlemeyi ve azaltmayı sağlamıştır. 2023’te bölgede samuray yaban arısı salımı başlatılmıştır. Bu sayede kokarca böceği yumurtaları yok edilerek popülasyon kontrol edilmeye çalışılmıştır. Bu teknik ABD ile Avrupa’da da kullanılmaktadır. Sülün salımı gibi yöntemler de tartışılmış, ancak Ordu’da etkinliğine dair resmi veri bulunmamıştır. Yapılan kıymetli çalışmalara ek olarak yerel yönetimlerden halkı bilgilendirme kampanyalarını arttırmaları da beklenmekte.
Sorunun devamına gelelim: Bireysel olarak ne yapılabilir?
Öncelikle, vatandaşlar, böcek gözlemlerini tarım müdürlükleriyle paylaşarak izleme çalışmalarına katkıda bulunabilir. Evlerde kimyasal kullanım yerine, böcekleri ezmeden elektrikli süpürgeyle toplayıp torbayı hemen dışarı atmak veya sabunlu suyla dolu bir kaba çekerek imha etmek güvenli ve etkili bir öneri olarak sunulabilir. Böceklerin evlere girişini önlemek için pencerelere sineklik takılması, duvar ve pencere kenarlarındaki çatlakların kapatılması önerilir. Bu yöntemler, hem halk sağlığını korur hem de çevreye zarar vermez. Sosyal medyada seferberlik çağrıları, halkın konuya ilgisini göstermektedir; ancak bu çaba, resmi bilgilerle yönlendirilmelidir.
Doç. Dr. Sevda YAMAN