Aşılar, insanlığın en büyük tıbbi başarılarından biri. Eskiden milyonlarca insanın ölümüne veya sakat kalmasına yol açan hastalıklar ya tamamen yok edildi ya da çok nadir hâle getirildi. Bu başarı, aşıların farklı şekillerde üretilmesinden geliyor. Sağlık Bakanlığı’nın sitesinde yer alan bilgiler, bu çeşitliliği çok açık bir şekilde anlatmış. Ben de bu yazımda biraz daha sadeleştirerek sizlere anlatmak istedim.

Aşılar, bağışıklık sistemimizi uyaran parçalara göre gruplandırılır. İlk grup, canlı zayıflatılmış aşılar olarak bilinir. Bu aşılar, hastalığa neden olan mikrobun laboratuvarda özel yöntemlerle güçsüzleştirilmesiyle hazırlanır. Mikrop hâlâ canlıdır ama hastalık yapacak gücü büyük ölçüde kaybedilmiştir. Vücuda girdiğinde biraz çoğalır ve bağışıklık sistemimizi gerçek bir enfeksiyonla karşılaşmış gibi güçlü bir şekilde eğitir. Bu sayede uzun süreli koruma sağlar. Örneğin kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı (KKK), suçiçeği aşısı, rotavirus aşısı (ishal yapan virüse karşı), sarı humma aşısı, verem aşısı (BCG) ve ağızdan damla olarak verilen çocuk felci aşısı bu gruba girer. Ancak canlı mikrop içerdiği için hamilelere veya bağışıklık sistemi ciddi şekilde zayıflamış kişilere –örneğin kanser tedavisi görenlere ya da organ nakli olmuş hastalara– yapılmaz; nadir de olsa risk taşıyabilir.

İkinci büyük grup, etkisizleştirilmiş aşılar. Burada mikrop tamamen “öldürülmüş” veya devre dışı bırakılmıştır; vücutta çoğalamaz. Bu yüzden daha geniş bir kesime güvenle uygulanabilir. Bu grup kendi içinde çeşitlenir. Örneğin difteri ve tetanos aşıları, mikrobun ürettiği zehri alır, zehri zararsız hâle getirir ama bağışıklık sisteminin onu tanımasını sağlar. Hepatit A aşısı ve iğneyle yapılan çocuk felci aşısı ise mikrobun tamamını öldürülmüş olarak içerir.

Daha gelişmiş olanlar ise mikrobun sadece gerekli kısımlarını kullanan aşılardır. Bu sayede yan etki olasılığı azalır, aşı daha saf olur. Örneğin grip aşısı virüsü parçalara ayırıp bir kısmını kullanır. Hepatit B aşısı ve modern boğmaca aşısı ise mikrobun sadece bağışıklık için önemli olan proteinlerini içerir. HPV aşısı (rahim ağzı kanserine karşı) çok akıllıca bir yöntemle yapılır: Virüsün sadece boş protein kabuğunu kullanır, içinde hiçbir genetik malzeme veya canlı kısım yoktur; bu yüzden son derece güvenlidir.

Bakterilere karşı olan aşılarda ise mikrobun dış yüzeyindeki şeker tabakası (polisakkarit denilen uzun şeker zincirleri) kullanılır. Bu şeker tabakası aşıda doğrudan kullanıldığında büyüklerde iyi çalışır ama küçük çocuklarda bağışıklık yanıtı yeterince güçlü olmaz. Bu sorunu çözmek için “bağlantılı” (konjuge) aşılar geliştirilmiştir: Şeker zinciri bir taşıyıcı proteine bağlanır. Böylece çocuklar da dahil herkes daha güçlü ve uzun süreli koruma kazanır. Menenjit ve zatürreye yol açan bakterilere karşı kullanılan Hib aşısı, bağlantılı pnömokok aşısı ve bağlantılı menenjit aşıları bu teknolojiyle üretilir.

Son yıllarda yaygınlaşan yeni nesil aşılar ise vücudumuza doğrudan “talimat” verir. mRNA aşıları –örneğin Pfizer-BioNTech ve Moderna– mikrobun yüzeyindeki çıkıntılı proteini kodlayan bir mesajcı molekül içerir. Vücudumuza girdiğinde hücrelerimiz bu talimatı kısa süreliğine okur, o proteini üretir ve bağışıklık sistemi buna karşı hazırlanır. Üretim bittikten sonra mesajcı molekül hızla yok olur. Benzer şekilde DNA aşıları da çalışır ama henüz daha az kullanılmaktadır. Bir başka yeni yöntem ise taşıyıcı aşılar: Zararsız bir virüsün içine hedef mikrobun protein talimatı yerleştirilir. Bu taşıyıcı virüs hücrelere talimatı ulaştırır. Sputnik-V ve AstraZeneca aşıları bu şekilde çalışır.

Tüm bu farklı yöntemler boşuna değildir. Her mikrop farklı davranır: Bazıları çok güçlü ve uzun koruma ister, bazıları çocuklarda daha iyi yanıt için özel bir bağlantı teknolojisine ihtiyaç duyar, bazıları ise hızla değiştiği için yeni yaklaşımlar gerektirir. Bilim insanları, her hastalık için en güvenli, en etkili ve yan etki riski en düşük yöntemi seçer. Aşılar yıllarca süren araştırmalar ve çok sıkı denetimlerden geçtikten sonra kullanıma sunulur.

Sonuçta, hangi yöntemle üretilmiş olursa olsun, tüm aşıların amacı aynı: Bizi ve çevremizdekileri ciddi hastalıklardan korumak. Bakanlığımızın bu bilgileri açıkça paylaşması, aşılara olan güvenimizi daha da artırıyor. Lütfen aşı takviminizi takip edin, çocuklarınıza zamanında yaptırın.