Para basma kamuya ait bir haktır. Kamu yararı egemen olan işler özel kesime devredilemez. Devredildiği taktirde doğal hukukun temel hükümleri çiğnenir. Temel hükümler bir kere çiğnenmeye görsün devamı gelir.

Dünyadaki büyük kötülükler "para basma hakkının özel kesime devredilmesinden" kaynaklanıyor. Bu hakkı elde edenler, kamu yararını kendi çıkarlarına dönüştürüyor ve süreklilik sağlamak amacıyla savaş dahil he türlü kötülüğü uygulamaktan kaçınmıyor.

Waterloo, Birinci ve ikinci dünya savaşlarını "para basma hakkına sahip uluslar arası bankerlerin" çıkardığı artık sır değil.

1865 yılında "para basma hakkını" ilk defa kullanan ABD Başkanı Linkoln ile 1960 yılında "para basma hakkını" devlete geri alan Başkan Kenedy suikaste kurban gittiler. Suikastlerden sonra, özel sektör "dolar basma hakkını" tekrar elde etti.

Nobel ödüllü Ekonomist Friedman "ekonomik krizlerin gerisinde" parasal nedenler olduğunu "moneterism teorisi" ile ispatladı.

Bankerler piyasadaki para miktarını azaltarak ekonomiyi deflasyona düşürüyor. Deflasyon sırasında büyük şirketler iflas ediyor ve üç beş sente bu şirketler bankerler tarafından satın alınıyor. Ekonomik kriz dönemlerinde müthiş bir "servet transferi" gerçekleşiyor.

Günümüz dünyasında "para basma hakkını" kendi kullanan devletlerin başı dertten kurtulmuyor.

Bağımsız ve özerk merkez bankaları kavramı ile devletin "para basma hakkından vazgeçmesi için yeni yöntemler bulunuyor. Devlet "para basma" hakkından uzaklaştığı zaman meydan kendilerine kalıyor.