Bu hafta da referandumu yazmak gerekiyor: Çünkü öyle bir yere getirildik ki varsa yoksa referandum. Referandumsuz yazı yazdınız mı okunmuyor yüzüne bakılmıyor. Ben bu gün hem referandumu yazacağım hem de 28 Nisan 2015 te ebedi sonsuza uğurladığımız en büyük şairlerimizden biri olan Ali Yüce’yi anacağım.
Bütün Siyasi Partilerimize toptan HAYIR
İşi uzatmaya gerek  yok . Üç parti genel başkanı da ABD açısından birbirlerinden farksızdır. Çünkü ABD Dolarının sürekli olarak yükselişine karşı  DENK bütçe politikası izlemiyorlar. Yani Atatürk gibi DENK bütçe için kesin direktifleri yok. İnönü gibi DENK bütçe için mücadele etmiyorlar. Gerisi detaydır. Detayları esas mesele veya çelişme olarak ele alırsanız bütün Türk Milletinin birliği sağlanamayacağından parçalanırsınız veya bölünürsünüz. Tıpkı bu gün olduğu gibi. Bu gidişe “ EVET” denilemez.
Artık Tutuklama işlerini bir düzene koymalı hukuk ne diyorsa ona dönmeliyiz
 İçlerinde Atilla TAŞ'ın da bulunduğu FETÖ'nün medya ayağı olmakla suçlanan bazı gazetecilerin tahliyelerine karar veren yargıçlar açığa alınmışlardır. Medyada yer alan haberler, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı adına çok üzücü ve korkutucudur.
Yargının içinde bulunduğu durum Türkiye'mizin içinde bulunduğu durumun bir parçasıdır. Bir simidin 1.250.000 ve bir defi hacetin 1,500.000 TL olduğu bir ülkede yargı da kalmaz. Tutuklamalara gelince işin tadı tuzu yasallığı anayasallığı ceza kanununa uygunluğu gibi lüks işlerle uğraşan yoktur. Özel mahkemelerin tümü Anayasamızın 37. maddesine aykırıdır. Kuvvet Komutanları, Genelkurmay Başkanları, Ordu Komutanları tutuklanmışlar ama hepsi fos çıkmıştır. 65 Yaşını dolduran bir kimse değil hapiste kendi evinde bile zorlukla yaşayabilmektedir.. 65 yaşını doldurmuş devletin her kademesinde sınır boylarında karlı dağlarında gece gündüz çalışmış muhterem insanlarımızın aymazlıkla tutuklanmaları hiç bir hukuk ve insanlık kalıbına sığmaz. 65 yaş üstüne tutuklamalar ceza kanunundan çıkarılmalıdır. Tutuklu kişiler serbest bırakan hakimlerin uydurma bir suçlama ile görevlerinden alıkonulmaları/ açığa alınmaları ise gaflet dalalet ve hatta hıyanetle ile eşdeğerdir düşüncesindeyiz 
İşin özüne gelirsek: 
Bu gün içinde yaşatıldıklarımız AKP nin ısrar ve inatla devam ettiği açık bütçelerden kaynaklanmaktadır. AKP nin devlet birikimi, kültür birikimi, tarihten ders alma bilinci , bilim yolundan gitme gibi lüks işlerle ilgisi yok gibi bir şey.
Bu nedenle daha büyük başkanlık istenmesi ve Anayasamızı değiştirmeye kalkışılması yerine işi egemenliğin gerçek sahibi Türk milletine iade etmek daha akla yakın bir durumdur düşüncesindeyiz. Çünkü açık bütçelerle ve laik eğitimden uzaklaşmakla bundan daha iyi bir konuma gelinemez. Dost acı söyler.
 Bir Toptan Hayır Daha
Bir ABD doları 10 Kasım 1938 de 80 kuruş iken bu gün itibari ile 3.678.000 TL ye yani 4.000.000 misline çıkaranların, simidi 1.000.000 Tl patatesi 4.000.000 TL yapanların  hepsi de EVET diyor. O halde biz buna HAYIR  demek zorundayız
 
 
Biraz Şaka Biraz Mizah
Gazetelerimizin baş haberi şudur.  Eski Cumhurbaşkanlarımızdan saın Abdullah Gül Sayın Recep Tayyipı Erdoğan ve Sayın Binali Yıldırım'ın ortak Kayseri mitingine katmamışlardır. .
 Sayın Başbakan diyor ki :  Bu makam bana ağır geliyor üstümden alın.
Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: Bana Cumhurbaşkanlığı makamı hafif geliyor üstüme Başbakanlık makamını da ekleyin.
Sayın Abdullah Gül diyor ki: Ben sizin işinize karışmam ne yaparsanız yapın ben yok sayın.
Biz reaya kulları  diyoruz ki: Bu Cumhuriyet her karış toprağı şehit kanları ile kazanılmıştır. Onu zayıflatacak gücünü kuvvetini azaltacak, yıkılış sürecine yaklaştıracak hiçbir eyleme, Türk milleti,( Bu Millet) “EVET” demez.
 
Atatürk kapınızı vursa
Şimdi de Öğretmen Şair Ali Yüce’nin” Evet ve  Hayırlı ölmez “ Atatürk Kapınızı Vursa” şiirini  onu anma  düşünme amacıyla  Ali Yüce gibi bir büyük şairin yetiştiği Hatay-Yayladağı’na selam olsun diyerek sunuyorum. 
sizin oralarda havalar nasıl?
yağmur yağar mı, yalnızlık yağar mı?
gök gürlerken kulaklarınız kaç tanedir?
gurbete çıkar mısınız kazmanız omzunuzda?
treni kaçırsanız kazmanızın sapı kırılsa
elleriniz çimlenir mi ceplerinizde?
sizin oralarda geceler nasıl?
derin mi, dipsiz mi, çupçukur mu?
karanlık acımı çiğnerken?
yapış yapış mı ağzınızda?
ışığı görseniz tanır mısınız?
evet mi , hayır mı, inşallah mı?
komşunun radyosu ne söyler akşam?
dinlerken bir sızı girer mi içinize?
sevdanızı nerenize korsunuz eskidikçe?
eviniz kaçıncı katta kaç oda?
yerin altında mı , üstünde mi?
ayrımı oturursunuz balam?
yoksa keçilerle beraber mi?
evet mi, hayır mı, bana ne mi?
bir sabah Atatürk kapınızı vursa
duymasanız bir daha vursa
tarihin kulakları çınlar mı?
daha ne var ne yok sizin oralarda
pazara gider misiniz alışveriş nasıl?
soğanın kilosu , oyun tanesi kaça?
sizin oralarda demokrasi nasıl?
Laiklik yenir mi içilir mi?
Atatürk’ü görseniz  tanır mısınız?
Karanlık yolunuzu keser mi?
Ürker misiniz aydınlıktan
 
Bir sabah Atatürk kapınızı vursa
Duymazsanız bir daha vursa
Tarihin kulakları çınlar mı?
EVET mi HAYIR mı bana ne mi?
Ali Yüce 1966