1948 yılında devletler bir araya gelerek "temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşmeyi" imzaladılar. Bu imzalama, uluslar arasın barışın sağlanması için umut oldu. Ancak Rusya, Suudi Arabistan ve Güney Afrika "hak ve özgürlükler sözleşmesini" imzalamadı.
Suudi Arabistan İslami Şeriata göre idare ediliyordu. Bu gün de İslami Şeriat hükümleri uygulanıyor. Suudi Arabistan'da uygulanan "İslami şeriat" kadın-erkek eşitliğini kabul etmiyor. Suudiler "kadın, erkek eşitliğine" itiraz ederek insan hakları sözleşmesini imzalamadı. Aradan geçen 78 yıla rağmen, Suudi Arabistan'da "kadınlara hak ve özgürlük" tanınmıyor.
1948 yılında egemen olan Stalin düzeninin "insan hak ve özgürlüklerini içeren sözleşmeye" imza atması beklenmiyordu. Öyle de oldu. Rusya, mülkiyet hakkına itiraz ederek "insan hakları sözleşmesini" imzalamadı.
Güney Afrika'da "ırk ayırımcılığı" vardı. Beyazların siyahlar üzerindeki egemenliği "insanı eşit sayan ve ayırımcılığı yasaklayan" sözleşme hükümlerine uymuyordu. Bu nedenle Güney Afrika insan hakları sözleşmesini imzalamadı.
İnsan haklarında öncü olan Batı ülkelerinin ise 78 yıldan beri yaptıkları "insan hakları ideası ile" bağdaşmıyor. Batı ülkeleri, insan haklarını ihlal etmede başı çekiyor.
Nitekim ;
Fransa, Cezayir'de bir milyondan fazla sivil halkı katletti. Amerika, Vietnam'da 5 milyon insanı katletti. Rusya, Afganistan'da bir milyondan fazla insanı katletti. Amerika, Irak'da iki milyon insanı katletti. Suriye'de katliam devam ediyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin "insan hak ve özgürlüklerini ihlal eden diktatörlere karşı" müdahale yetkisi var. Ancak, Güvenlik Konseyi üyesi olan Amerika, Rusya, İngiltere, Çin ve Fransa'nın itirazı halinde bu yetki kullanılamıyor.
Suriye'de insan hakları ihlal ediliyor. Diktatör Esed rejimi, sivil halk üzerine "zehirli gaz" döküyor. Masum insanlar ve çocuklar katlediliyor. Güvenlik konseyi üyesi Rusya, Esed ile birlikte hareket ediyor. Günaha ortak oluyor.
Dünya'nın "İnsan hakları temeli üzerine kurulu" yeni bir düzene ihtiyacı var. Böyle bir düzenin kurulması, Birleşmiş Milletler Şartıyla Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyelerine tanınan veto yetkisinin kaldırılması ile mümkün.
İnsanoğlu "temel hak ve özgürlüklerin çiğnenmesini önleyecek" yeni bir düzen kurmak zorunda. İnsan oğlunun bu dünyada varlığını devam ettirmesi "temel hak ve özgürlükleri koruyan" uluslar arası bir düzen kurmaktan geçiyor. Böyle bir düzen kuramadığı taktirde insanlığın sonu pek yakın görünüyor.
Haksızlık üzerine kurulu, uluslar arası düzeni yaşatan insan oğlu, bu dünyayı hak etmiyor.