Son yıllarda Obsesif Kompülsif Bozukluğun (OKB) görülme sıklığında artış olduğunu belirten Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, “Takıntılı düşünceler ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize olan OKB, bireyin günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini ve işlevselliğini önemli ölçüde etkileyebilir. Ancak erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınması mümkündür” dedi.
Medical Park Ordu Hastanesi Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) hakkında açıklamalarda bulundu. Yapılan bilimsel çalışmaların son 10 yılda Obsesif Kompülsif Bozukluk görülme sıklığında belirgin bir artışa işaret ettiğini ifade eden Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, araştırmaların gelişmesiyle birlikte tedavi seçeneklerinin de çeşitlendiğini belirtti.
“Çocuklarda da görülebiliyor”
Obsesif Kompülsif Bozukluğun yalnızca yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebildiğini belirten Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, “Küçük yaştaki çocuklar yaşadıkları takıntıları ya da tekrarlayıcı davranışların nedenini ifade etmekte zorlanabilir, bu yüzden ailelerin çocuklarda gözlenen alışılmadık ve sürekli tekrar eden davranışları dikkatle takip etmeleri gerekmektedir” diye konuştu.
“Tedavi süreci sabır ve iş birliği gerektiriyor”
Tedavi sürecinde hastanın ve ailesinin önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Psikolog Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
“OKB, zaman zaman tedaviye direnç gösterebilen, sabır gerektiren bir bozukluktur. Ancak günümüzde uygulanan bilimsel tedavi yöntemleri sayesinde başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Tedavi sürecinde yalnızca bireyin değil, ailesinin ve yakın çevresinin de destekleyici bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Hastalığı tetikleyebilecek tutumlardan kaçınılması ve uzman önerilerine uyulması, tedavinin başarısını artırmaktadır.”
“Erken tanı tedavi başarısını artırıyor”
Takıntılı düşünceler ve kontrol edilemeyen tekrarlayıcı davranışların günlük yaşamı etkilemeye başlaması halinde vakit kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, erken tanı ve uygun tedavi ile OKB belirtilerinin kontrol altına alınabileceğini ve bireylerin sağlıklı, üretken bir yaşam sürdürebileceğini belirtti.





