Geçen hafta cuma günü, öğleye yakın bir arkadaşımdan aldığım bir haberle yıkıldım.  Beraber 1982  yılı ocak ayından sonra;  bende İngilizce Öğretmeni olarak; Hamdullah Suphi Tanrıöver Ortaokulunda Serpil Çakırsoy ile beraber çalışmaya başladık. Öğretmenevinde rastladığım bir arkadaşım  Serpil  Hanım öldü diye haber verdi; o anda geçmiş yaşantım ve o dönemki arkadaşlarım bir sinema filmi gibi gözümün önünden geçti. İlk anda sanki inanamadım; ama gerçek olanda birkaç gün önce beyin kanaması nedeniyle hastaneye yattığı ve öldüğüydü; ama hayat gerçeği de buydu; inanmak ve kabullenmek durumundaydık.  Cenazesinin cumartesi günü öğle namazından sonra kalkacağını yakınlarına taziye diledikten sonra öğrendim ve cumartesi günü cenazesine gittim.
       Gittiğimde o dönemde beraber çalıştığım hemen hemen çoğu arkadaşı gördüm;  ve böyle bir ölümün sonucunda yeniden görüşme, konuşma ve görmediğimiz dönemlerde ne yaptıklarını ve şu anda nerede olduklarını öğrenme fırsatını da yakalamış oldum. O dönemde benden daha kıdemli arkadaşları gördüğüm gibi; benden daha genç olanlarla da konuşma olanağı yakaladım. Onlarda arkadaşımızın erken sayılabilecek zamanda aramızdan ayrılışına çok üzülmüşlerdi;  ama hepimiz hayatın bu gerçeğini de  kabul  etmek  durumundaydık. İlimizde havaalanının oluşu uzaktan gelme durumunda olan arkadaşlara;  ulaşım kolaylığı sağlamış oldu.
        Daha sonraki dönemde İngilizce Öğretmeni Ayşegül Odabaş’ında aramıza katılmasıyla yaklaşık İngilizce Zümresi olarak yedi, sekiz yıl beraber çalıştık. Sonra Serpil Hanım  gerekli zamanı da  olduğundan,  isteği üzerine emekli oldu ve aramızdan ayrıldı;  ancak bir ablamız, bir yakınımız, bir arkadaşımız olarak her zaman selamlaştık; şu anda beyi Ersan Çakırsoy’un da rahatsız oluşu; ayrıca üzücü tabii; yakınlarına, arkadaşlarına, sevenlerine baş sağlığı dilerken; toprağı bol, mekanı cennet olsun.