Eskiden komşular birbirinin kapısını çalmadan girerdi. Bir tabak aşure bütün apartmanı dolaşırdı. Çocuklar sokakta büyür, büyükler herkesin evladını sahiplenirdi.
Mahalle yalnızca evlerin yan yana sıralandığı bir yer değildi. İnsanların birbirine güvendiği, acıyı da sevinci de birlikte yaşadığı bir yaşam alanıydı. Düğün olduğunda herkes hazırlığa koşar, cenaze olduğunda kimse yalnız bırakılmazdı. Bir evde yemek piştiğinde kokusu komşuya kadar gider, bazen sofralar farkında olmadan büyürdü.
Bugün ise aynı apartmanda yıllardır yaşayan insanların birbirinin ismini bile bilmediği bir dönemden geçiyoruz. Asansörde göz göze gelmemek için telefon ekranına bakan insanlar olduk. Yan dairemizde kimin yaşadığını bilmeden yıllar geçiriyoruz.
Elbette hayat değişiyor. Şehirler büyüyor, yaşam koşulları farklılaşıyor. Ancak değişen yalnızca binalar değil; ilişkilerimiz de değişiyor. Beton yükseldikçe insanların arasındaki mesafe de büyüyor. Güven duygusu azaldıkça insanlar kapılarını daha sıkı kapatıyor.
Oysa mahalle kültürü sadece nostaljik bir hatıra değildir. Toplumsal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biridir. Bir çocuğun güvenle oyun oynayabilmesi, yaşlı bir komşunun ihtiyaç duyduğunda kapısını çalabileceği birinin olması, aslında güçlü bir toplumun temelidir.
Bugün teknolojinin sağladığı bütün kolaylıklara rağmen kendimizi daha yalnız hissediyorsak, bunun nedenlerinden biri de bu bağların zayıflamasıdır. Binlerce sosyal medya arkadaşımız olabilir ama kapımızı çalacak gerçek bir komşumuz olmayabilir.
Mahalle kültürünü geri getirmek büyük projelerle olmaz. Bunun başlangıcı oldukça basittir. Bir günaydın demek, yeni taşınan komşunun kapısını çalmak, yaşlı bir komşunun poşetini taşımak ya da apartman toplantısında birbirimizi gerçekten dinlemek bile önemli adımlardır.
Toplumlar büyük değişimleri küçük davranışlarla başlatır. Samimiyet de bulaşıcıdır. Bir kişi selam verdiğinde diğeri de vermeye başlar. Bir kişi yardım ettiğinde başkaları da cesaret bulur.
Belki eski mahalleler geri gelmeyecek. Ancak mahalle ruhunu yeniden yaşatmak hâlâ bizim elimizde. Çünkü güçlü şehirleri binalar değil, birbirine güvenen insanlar inşa eder.