Ülkemiz üzerinde çok konuşulan ve her zaman tartışılan konulardan en mühimi LAİKLİKTİR. Laiklik terimi 1789 Fransız ihtilalinden sonra yaygınlaşmaya başlayarak gündeme gelmiştir. Bütün bu olay ve durumlardan sonra Egemenlik kraldan halka geçmiştir ve kiliselerin DİN istismarına da son verilmiştir. Ortaya çıkan Laiklik devlet anlayışı, DİN ile DEVLET işlerinin ayrı kurumlar eliyle yürütülmesi din ve vicdan hürriyetini teminat altına alınması temeline dayanılmıştır. Her ülke kendi tarihi ve sosyal şartları çerçevesinde şekillenmiş ve dolayısıyla ülkenin anayasalarına bu ilkenin yansımasında değişiklikler arz etmektedir. Örneğin: Fransa’da kilise ile devlet işleri tamamen birbirinden ayrılmıştır. 1937 yılında anayasamıza giren LAİKLİĞİN bizdeki uygulaması da ülkemizin tarihi ve sosyal şartlarının bir sonucu olarak (nev’i sahsına münhasır)özellikler arz etmektedir. Hafiklik ilkesini Türk toplumunu İSLAM ‘DAN dan uzaklaştırdığı yolundaki iddialar tamamıyla haksız ve temelsizdir. LİKLİK DİNİN YOK OLDUĞU, kutsal değerlerin insan yaşamı için anlam ve işlevini yitirdiği, hatta dini örgütlenmenin bittiği anlamına kesinlikle gelmemektedir. .LAİKLİK, din ve devlet kurumlarının rollerinin ayrışması, dini ve vicdanı kanaatlerine müdahale edilmemesi anlamına gelir. Bugün yaşanan topluluklarda LAİKLİK DİN ve vicdan hürriyetinin en güvenilir teminatadır. DİN gibi kutsal olan vicdani duygularında istismar edilmesinin garantisidir. ATATÜRK (laiklikten dinsizlik anlamı çıkarmak isteyen bezirganlara fırsat vermeyeceğiz)demiştir. Devamı Yarın