“Artık bu haftalar, aylar tarihten bir yaprak gibi, Milli bayramlar Atatürk’le ilgili her şey kitaplardan çıkartılarak yalnız dört beş satırla da olsa, tutum haftasının bilgilerini veren (VASIF ÜLKÜ TAKVİMİ’NE) teşekkür ediyorum. Takvim yaprağının arkasındaki tutum haftasındaki bilgileri aynen yazıyorum.
“Kurtuluş Savaşı’nın ardından yurdumuz tam bir harabeye dönmüştü. Yüzyıllar süren savaşlar sonucunda, zaten nerdeyse hiç kurulmamış sanayi dışında, tarımsal arazi de zarar görmüştü. Tarımı yeniden canlandırmak, endüstri kuruluşlarını yaşama geçirmek, bu enkazdan kurtulmak için yetersizdi. Bu cılız üretimi desteklemek amacıyla, yurttaşlarımızı yerli üretimi kullanmaya yöneltmek de gerekiyordu. TUTUM, YATIRIM VE TÜRK MALLARI HAFTASI, işte bu zorunluluk karşısında 12 Aralık1929’da doğdu, Günümüzün o zaman dünya devleriyle âşık atabilecek Türkiye Cumhuriyeti, bu küçük ama bilinçli hamleler sayesinde ayakta kalabilmiş ve ilerleye bilmiştir.” Artık yerli malı yurdun malı gitmiş, yerine Helal İTHAL MALI GELMİŞTİR. Örneğin, muz. pirinç, sarımsak, et, buğday, mercimek, bulgur vs. yiyecekler…
Üretmeden alırsak sonumuz ne olacak? Cep delik cepken delik bütçe açık
Sonramızı ALLAH kayıra. Yerli malı yurdun malı her Türk vatandaşı bunu kullanmalı parolasıyla dikip biçeceğiz ve kendimiz imal ederek gece gündüz çalışarak yoktan var edeceğiz. Dış ülkelere para akışımızın önünü keserek refaha çıkmalıyız. Yatırımlarımızı betona gömmeyip, kendi sanayimizi kurmalıyız ve dışarıdan ithal yaparak ödeyeceğimiz dolarlar kendi bütçemizde kalsın doğru olmadığına inandığımız hiçbir ekonomik savaştan zaferle çıkamayız bundan dolayı ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız. Bu günkü ekonomik durumda ithal edilerek karşılanan kaynaklar yani mal ve hizmetler çoğaldıkça dışa giden dövizimiz nedeniyle her zaman ekonomik zorluklar artar, bu bir ekonomik kuraldır. Gelirimizden çok giderimiz olursa sonumuz hüsran olur. Keşke yerli malı haftalarına ve senelerine devam edebilseydik…