Hayatın içinde o kadar hızlı akıyoruz ki… Bir gün durup düşündüğümüzde şu soruyla karşılaşıyoruz:
“Ben ne zaman bu hale geldim?”
Eskiden sevdiğimiz şeyleri yapmıyoruz.
Eskiden olduğumuz kişi gibi hissetmiyoruz.
Ve fark etmeden kendimize yabancılaşıyoruz.
Roller ve gerçekler
Hayatta birçok rolümüz var:
- İşte çalışan
- Evde ebeveyn
- Arkadaş ortamında farklı biri
Bu roller gerekli.
Ama sorun şu:
Bu rollerin içinde gerçek “biz” kaybolabiliyor.
Başkaları için yaşamak
Birçok insan hayatını fark etmeden başkalarına göre şekillendiriyor.
- Ailesinin beklentileri
- Toplumun dayattıkları
- Çevrenin yorumları
Ve bir noktada şu oluyor:
Kendi hayatını yaşamayı unutuyorsun.
Kendine yabancılaşmanın belirtileri
Bu durumun fark edilmesi zor ama belirtileri var:
- Eskiden keyif aldığın şeylerden zevk almamak
- Sürekli bir boşluk hissi
- Ne istediğini bilmemek
Bu hisler, içten içe bir kopuşun işareti.
Kendini yeniden bulmak
Bu kolay değil. Ama mümkün.
Önce durmak gerekiyor.
Kendine şu soruları sormak:
- Ben neyi gerçekten istiyorum?
- Ne yaparken mutlu oluyorum?
- Hayatım bana mı ait, yoksa başkalarına mı?
Bu sorular zor ama gerekli.
Küçük dönüşler
Kendini yeniden bulmak büyük değişimlerle değil, küçük adımlarla olur.
- Eski bir hobiyi hatırlamak
- Kendinle vakit geçirmek
- Hayır demeyi öğrenmek
Bunlar küçük ama güçlü adımlar.
Son söz
İnsan, hayatta en çok kendini kaybettiğinde zorlanır.
Ama güzel olan şu:
Kendini bulan da yine kendisidir.