23. Mayıs 2017 günü Türk Dil Kurultayı toplandı. Kurultayın gündemi Türkçe idi.
Tarihte Türkler kadar çok devlet kuran bir millet yok. Buna rağmen kendi diline sahip çıkmayan başka bir ulus da yok.
962 yılında Gazne Devletini kuran Türk Komutan Alp Tigin, resmi lisan olarak "Farsçayı" kabul etti ve uyguladı. Büyük Selçuklu Devleti'nin lisanı Farsça idi. Osmanlı İmparatorluğu kendine özgü Arapça, Farsça ve Türkçe kelimelerden oluşan Osmanlıca ile iletişim kuruyordu. 1200 yıldan beri Din adamları Arapçayı tercih ediyor.
Devletin resmi lisanı ve dini baskılara rağmen Türkçe kaybolmadı. Nedeni ise kurulan imparatorlukların askeri Türk idi ve Türkçe konuşuyordu. Sözel olmasına rağmen Türkçe yaşadı. Türkçe yaşadığı için Türk Milleti kimliğini koruyabildi.
Ünlü dil bilimci Goethe "kendi dilini muhafaza edemeyen toplumlar millet olarak varlığını sürdüremez" diyor. Goethe sayesinde Almanlar dil birliğine ulaştılar ve Prusya'da dağınık şekilde yaşayan Germen kabileleri Alman Milletine dönüştü.
Emperyalizmin ilk hedefi dil oluyor. Dilini kaybeden toplumlar yok oluyor. Dil ile birlikte din devreye girdiği zaman ortada millet diye bir şey kalmıyor.
Tarihi örnekleri çoktur.
Kuzey Afrika'nın Beriberi Milleti kendini Arap sanıyor. Mısır Halkı kendini Arap sanıyor. Suriye'deki Asuriler, kendilerini Arap sanıyor. Lübnan ve Filistin'de yaşayan Fenikeliler kendini Arap sanıyor.
Türkçe sürekli değişiyor. Arapça ve Farsça kelimelerden kurtulamadık. Şimdi Batı lisanlarının etkisine girdik. Yeni yapılan alışveriş merkezlerinde Türkçe levha yok. Şirketlerin sahibi Türk ve fakat levhalar ya İngilizce ya da Fransızca yazılıyor. Şimdilerde Arapça moda oldu.
Lisanın önemini bilen Ulu Önder Atatürk, İş Bankasındaki hissesine ait geliri, Türk Dil ve Tarih Kurumuna bırakmıştı.
Türk Dil ve Tarih Kurumuna görev düşüyor.