Ülkemizde TÜKETIM ÇILGINLIĞI hızla devam ediyor.
Sabahları, Yalı Boyu Caddesinde yürüyorum. Yürüme iyi geliyor. Ister istemez, yodan geçen araçlara bakıyorum. Araclar ithal malı. Hepsi lüks. Ferrari var. Range Rover Cipler var. Porche ve Audiler var. Dikkatimi mercedeslerin çokluğu cekti.
50 tane mercedes saydım. Yolda hiç eski araba yok. Eski model mercedesler adeta yok olmuş. Yeniler de pek hoş duruyor. Belli ki, Türkler “Lüks Tüketimi” seviyor.
Vatandaş sever de, Devlet sevmez mi?
Arkamdaki korna sesi dikkatimi çekti. Resmi bir konvoy. Plakalar 06. Hepsi Lüks araç. En çok Audi var. “Biz üstünüz” der gibi, korna çalıp yol istiyorlar.
Ekonomist damarım kabardı.
“Bu iş böyle gitmez” diye söylendim. Sesimi duyan önümdeki genç adam, bana dikkatlice baktı ve “amca ne gitmez” diye sordu. Sesimin tonunu ayarlayamadığımı anladım.
Ülke, dışarıdan borç alıyor. Faiz ödüyor. Zevkle tüketiyor. Sonuç ortada. Dolar artıyor. Enflasyon önlenemiyor.
Ekonomik kuralı, Türkiye yaşayarak öğrenecek. Kişi, kurum ve ülke ÜRETTIĞINDEN DAHA FAZLASINI TÜKETEMEZ. Tüketebilmesi için borçlanması gerekiyor.
Iyi ki, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dışarıdan borç bulamıyor. Bulsaydı, bu kuşak, lüks tüketimin bedelini gelecek kuşaklara ödetmek için hazırda bekliyor.