06. 02. 2023 Pazartesi günü saat 04:17 de merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık İlçesi’nde 7,7 şiddetinde; saat 13,24 te de Kahramanmaraş’ın Elbistan İlçesi’nde 7,6 şiddetinde yıkıcı iki büyük deprem meydana geldi. Şiddeti fazla olmıyan sarsıntıların sayısı da oldukça yüksek; sonucunda yazıyı yazdığım şu anda; depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 12873 can kaybı; 62937 yaralı vatandaşımız var. Yıkılan bina sayısı da yaklaşık 6444. Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet; yakınlarına başsağlığı; depremde yaralanan vatandaşlarımıza acil sifalar dilerim.
Depremden sonra Cumhurbaşkanlığı’nca 7 günlük ‘ Milli Yas ‘ ilan edildi; 10 İlde 3 ay süreyle ‘OHAL’ uygulaması kararı alındı. ’10 İli Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi’ olarak ilan edildi. Hükümetçe acil ihtiyaçlar için 100 milyar TL lik kaynak tahsis edildi. Deprem bölgesinde yazıyı yazdığım şu an 22277 personel arama kurtarma çalışmasına katılıyor. Sahada fiilen 113201 kişi çeşitli alanlarda olmak üzere görev yapıyor. Geçici barınma için 1 milyon 60 bin kişilik kapasite oluşturuldu. 77 sahra hastanesi kuruldu.
Deprem 10 İlimizi yoğun etkiledi. Kahramanmaraş, Merkez olmak üzere Adıyaman, Urfa, Diyarbakır, Malatya, Gaziantep, Kilis, Adana, Hatay ve Osmaniye. Deprem Coğrafya olarak Ülkemizin Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, ve Akdeniz Bölgesi olarak üç bölgesini etkiledi. Yaklaşık Ülkemizin içinde 550 km lik bir kısma yayıldı. Ortadoğu Ülkeleri’nden Suriye, kısmen Lübnan ve İsrail’de de yoğun hissedildi.
Özellikle 17 Ağustos 1999 daki büyük Marmara depremi’nden sonra yoğun şekilde Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu; çok miktarda fay hatları olduğunu defalarca ilgililerince yayın araçları ile iletilip; hem konuyla ilgili yönetici konumunda olanlar; hem de vatandaşlarımız bunları fazla dikkate almadı; ve sonuç felaket oldu. Türkiye bir deprem ülkesi; hiçbirimizin bunları unutmaması gerekiyor. İmar yönetmeliklerine mutlak uymamız ve her il, ilçe, belde ve yoğun yerleşimin olduğu her yerde; yeterince zemin etüdü yapılmalı; fay hatları olan yerler şehirlere yakınsa; bu alanlar park alanı; değilse tarım alanı olarak değerlendirilmeli; buralara kesinlikle yapı izni verilmemeli; deprem kuşağına yakın olan yerlerde; bölge imar yasasıyla ve dağ eteklerine gelecek şekilde; fay hatlarına yeterli uzaklıkta; gerekli inşaat mühendisliği tekniklerinin; tüm özelliklerini kapsıyan şekilde; 4 kattan fazla olmamak üzere ruhsatlandırılmalı. Bina yapılırken mutlaka ilgili Mühendislik Şirketi’nin mutlak kontrolü; ve ilgili Yapı Denetim Şirketi’nin mutlak denetimi ile yapılmalı; beton mutlaka devamlı denetlenmiş ve denetlenmekte olan beton şirketinden alınmalı; ilgili mühendislik şirketi; ve yapı denetim şirketinin gözetiminde yapılmalı. İmar planları ilgili bölgeye uygun yapılmalı; çok kat verilmemeli. Tehlike anlamında da insanların toplanabileceği yeterli açık alanlar planda olmalı ve gösterilmeli. Kısaca söylersek; imar yönetmeliklerinde ne varsa harfiyen uygulanmalı; vatandaşa da yönetmeliklere aykırı işler yaptığı zaman; bunun kendi ve yakınlarının hayatı için direkt risk olduğu anlatılmalı.
Şimdi; Ülkemiz insanı yardımseverdir; ve kadirşinastır. Üzerine düşen her türlü yardımı ; maddi, manevi yapar, yapacaktır. Yaralar kısa zamanda sarılacaktır. Depremin kış mevsiminde olması; soğuk ve yağış nedeniyle can kaybını artırabilir. Kurtarma ekiplerinin çok yoğun gayretle; her göçüğe ulaşması son derece önemlidir. Çok yakında konteynır kentler kurulacak ve bu sorun çözülecektir. Ülkemize ve Milletimize geçmiş olsun.