Üç yıldan fazla süreyle reel faizin düşük tutulması etkisini kur artışı olarak gösterdi. Merkez Bankası'nın piyasaya sürdüğü likidite dövize talep yaratarak üç yıl içerisinde dolar kuru ikiye katlandı.
Dolar kurundaki artışın ekonomiye enflasyon olarak yansıması kaçınılmaz idi. Enflasyon çitli rakamlara tırmandı. Enflasyonu önlemek amacıyla Merkez Bankası politika faizini yükseltmek zorunda kaldı.
Siyasi otoritenin faize karşı antipatisi nedeniyle, Merkez Bankası belirlenen faizi uygulamıyor. Yıl başından beri daha yüksek olan geç likidite penceresi faizi uyguluyor. Bu fiili davranış, faiz artışı ve likiditenin pahalılaşması olarak sonuç yaratıyor.
Üç yıldan beri değer kaybeden lira nedeniyle, tasarruf sahipleri dolar mevduatına dönüş yaptılar. TL mevduatı artmıyor. Fakat dolar mevduat sürekli artıyor. Bankaların TL üzerinden likidite sıkıntısı yükseliyor.
Likidite'nin iki kaynağı var. Birincisi Merkez Bankası, İkincisi halkın mevduatı.
Merkez Bankası TL likiditesi için yüksek faiz talep ediyor. Bankalar Merkez Bankasına sürekli müracaat etmek istemezler. Mevduatı artırmak amacıyla faiz yükseltmeyi tercih ederler.
Geçen haftadan beri, yüksek montanlı mevduata bankalar yüzde 14 faiz veriyor. Bankalar arası rekabet mevduat faizlerini yükseltiyor. Yüksek mevduat faizi, kredi faizlerinin yükselmesine neden oluyor. Kredi kullanan marjinal işletmeler iflas ediyor.
2001 ekonomik krizini hatırlayanlar bilir. Önce bankalar arasındaki interbank faizi yükselmişti. Yeterli mevduat bulunamayınca gecelik faizler yüzde binlere çıkmıştı. Yüksek faiz, finans sisteminin çökmesine neden olmuştu.
Yıl başından beri bankalar likit sıkıntısı çekiyor. Likidite sıkıntısının iki nedeni var. Birincisi "geri ödenmesi riske giren alacaklar" artıyor. İkincisi Türk Lirası mevduat aynı oranda artmıyor. Bu nedenle, bankalar yüksek faiz vererek mevduatı artırma yarışına girdiler. Yükselen faizler, finans sisteminin çökmesine işaret sayılıyor.
Ekonomi alarm veriyor.