Sokak lambalarının altında geceleri de solmayan bir renk, yaz güneşinde kavrulan asfaltın kenarında inadına çiçek açan bir bitki ve tozla kirle süslenmiş şehirlerin içinde adeta bir şiir gibi duran o çiçek: Zakkum.

Fakat şiirler bazen can yakar. Ve zakkumun her yaprağı, her dalı, her çiçeği bir uyarı gibi sessizce fısıldar: “Bana dokunma.”

Zakkum çiçeği, ilk bakışta insanı büyüleyen bir zarafete sahiptir. Pembe, beyaz ve kırmızının en canlı tonlarıyla açar. Ne var ki bu ihtişamın ardında acı bir sır gizlidir. Zakkum zehirlidir. İçerdiği oleandrin ve neriin maddeleri, sadece insanlar için değil, hayvanlar için de ölümcül olabilir. Küçücük bir yaprak, bir çocuğun elinde felakete dönüşebilir. Ne var ki bu bilgi, çoğu zaman kaldırımlarda gölgelenir, park bankalarında unutulur.

Her şehrin gölgesinde bir zakkum

Biraz dikkatli bakın: İstanbul’un bir viyadüğünde, İzmir’in bir sahil yürüyüş yolunda, Ordu’nun bir park köşesinde… Zakkum her yerde. Ve bunu düşününce insan ister istemez soruyor: Neden şehirlerin en görünür yerlerinde, en çok dokunulan alanlarda bu kadar zehirli bir çiçek var? Zakkumun peyzaj mimarları için cazibesi inkâr edilemez. Kuraklığa dayanır, az su ister, hastalıklara karşı dirençlidir. Üstelik her yıl hiç aksatmadan çiçeklenir. Kısacası, şehir hayatının zorlu koşullarında hayatta kalmak için biçilmiş kaftandır. Ancak onun bu “ölümsüzlüğü”, çevresindeki canlılar için ölümcül olabilir.

Estetiğin bedeli

Estetik, çoğu zaman doğanın içindeki zehri görünmez kılar. Tıpkı bal gibi konuşan bir yılan gibi... Ya da dikenlerini parfümle gizleyen bir çiçek gibi... Bir parkta oynayan çocuğun elinde kopardığı bir zakkum dalı; bir sokak kedisinin merakla yalamaya çalıştığı zakkum yaprağı... Hepsi bir trajedinin habercisi olabilir. Toplum olarak güzelliğe zaafımız büyük. Bir çiçeğin estetik değerine odaklanırken, onun doğasına, içeriğine, etkisine bakmayı çoğu zaman unuturuz. Ama artık unutmamalıyız. Çünkü zakkum çiçeği, sadece bir süs bitkisi değil; kamusal alanda sürekli göz önünde olan bir risk.

Alternatif bitkiler neden kullanılmıyor?

Peki, çözüm ne? Doğa dostu, zehirsiz ama yine de estetik başka süs bitkileri neden tercih edilmiyor? Yerli türler, lavanta, biberiye, oya ağacı gibi zararsız ve güzellikte yarışabilecek türler dururken, neden hâlâ zakkum? Belki de bu sorunun yanıtı biraz ekonomik, biraz ihmalkâr, biraz da alışkanlıkla ilgili. Ama güvenli bir şehir doğası, ancak bu soruları yüksek sesle sorduğumuzda kurulabilir. Zakkum çiçeği, bize doğanın hem büyüleyici hem de acımasız yüzünü aynı anda gösteren nadir varlıklardan biridir. Onu yok etmek gerekmez belki, ama doğru yerde, doğru farkındalıkla konumlandırmak şarttır.

Bir dahaki sefere bir parkta zakkum gördüğünüzde, sadece çiçeğine değil, arkasındaki gerçeğe de bakın. Çünkü bazı güzellikler, dokunmadan sevilmeyi hak eder.