Karadeniz’in kaderi çoğu zaman tek bir ürüne bağlanır: Fındık.
Yıllardır aynı tartışmayı yapıyoruz. Fındık fiyatı ne olacak? Kaç lira açıklanacak? Üretici memnun olacak mı?
Ancak asıl soruyu çoğu zaman kaçırıyoruz:
Türkiye’nin fındık politikası var mı?
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın Trabzon’da yaptığı açıklamalar bu açıdan dikkat çekici. “Her şey var ama politika yok” sözü aslında Karadeniz tarımının özetidir. Çünkü Türkiye dünyanın en büyük fındık üreticisi olmasına rağmen çoğu zaman piyasanın peşinden koşan bir ülke görüntüsü veriyor.
Oysa fındık sıradan bir ürün değil.
Dünya üretiminin büyük bölümünü Türkiye karşılıyor. Bu durum aslında bize büyük bir güç veriyor. Ama bu gücü doğru kullanmak için planlı bir tarım politikası gerekiyor.
Bir diğer kritik mesele ise gençlerin tarımdan uzaklaşması.
Bugün Karadeniz’de birçok aile çocuklarına şu cümleyi kuruyor:
“Git kendini kurtar.”
Bu söz sadece bir aile tavsiyesi değil, aynı zamanda tarımın geleceği açısından bir alarm. Çünkü gençlerin terk ettiği bir tarım sektörü uzun vadede ayakta kalamaz.
Fındıkta sadece fiyat konuşarak bu sorunu çözemeyiz.
Üretim planlaması, destekleme politikaları, ihracat stratejisi ve üretici refahı aynı denklemde düşünülmek zorunda.