Bu sabah kızım Bahar’ın bir davası vardı, adliyeye gitmesi gerekiyordu.. O yoğun İstanbul trafiğinde yarım saatlik yolu 1 saatte milim milim ilerleyerek gittik. Nihayet giriş kapısına geldik, kimlik, kontrol vs arabayı adliyenin otoparkına park ettik, bir cafede bebeğini uyuttu ve bana bırakıp koşturarak adliye kapısından içeri girdi..

Uyuyan bebeğin yanında beklerken, sadece Bahar’ın değil cüppesini giymiş nice genç kızların da bir oyana bir bu yana koşar adımlarla binaya doğru ilerlediklerini gördüm. Bir ara güvenlik görevlisi bayanları, polis memuru kızları, oturduğum kafede çalışan garsonluk yapan çiçeği burnunda genç kızları…

Ne oluyor bana dedim.. Sürekli beynim bir şeyler üretiyor, çalışan kadınların ne zor durumda olduklarını görüp düşünmeye başladım. Ben de çalışmıştım, ben de çocuk büyütmüştüm, ben de eş olmuştum.. Ama o yıllar gençliğim vardı ondan mı? Yoksa zaman mı farklılaştırdı bu durumu? Hele büyük şehirde daha da zor olduğunu yaşadım , gördüm bugün. Ebeveynlerden uzak, gurbet ellerde, çocuklarını yabancı bakıcılara bırakmak zorunda kalan annelere çalışan her kadına Allah kolaylık versin.

Kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanması, aileye katkıda bulunması ve iyi bir anne olması için nasıl bir yoğun tempoda çalıştıklarını, koşuşturduklarını görmezden gelemeyiz. Emeklerini takdir etmek gerekir. Bildiğim konulardı ama bugün yeniden hatırlattı bana bu cüppeli bayanlar..

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın" (Mustafa Kemal Atatürk).

Bu güzel cümleyle bitiriyorum sözlerimi

672345201 35075561422059780 7842821522860321698 N