Son zamanlarda kiminle sohbet etsem;

Ben kıskançlık yapmam,

Ben dedikodu yapmam,

Ben yalan söylemem,

Ben kötü bir insan değilim vs. gibi kendini ön planda tutan konuşmalar…Hepimiz yapıyoruz farkında olmadan..

Kimse kendinde kusur aramıyor Hatalarını göremiyor. CG Jung’un dediği gibi kendi içsel karanlığıyla yüzleşemeyen kişi, hatalarını dışarıda arar.

“ Kusursuz dost arayan dostsuz kalır” atasözü insanların kusurlarını kabul etmeyi vurgular. Nereden aklıma geldi bu düşünce… 5-6 yıl önce bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine İstanbul’da Aret Vartanya’nın 1 aylık eğitimine katılmıştım. Not defterlerimi karıştırırken not aldığım çok beğendiğim bir yazısını gördüm, üşenmeden yazmak istedim..

Hiçbirimiz kötü değiliz. Hiçbirimiz masum da değiliz. Herbirimiz ne isek oyuz.Kusursuz da değiliz,hatalı kod da değiliz.Hangimiz doğru, hangimiz yanlış, hangimiz günahkar, hangimiz namusluyuz?

Sen mi karar vereceksin? Ben mi bileceğim.Sen “ne “ isen , ben de “o”yum. Koskocaman profesör, karısının yüzünü dayaktan tanınmaz hale getiriyor.Tinerci Adem, enkazdan çocuk kurtarıyor.Din adamı zimmetine para geçiriyor. hayat kadını böbreğini bağışlıyor. Neye göre iyi, neye göre kötü. Hepimiz önce insanız…Kusursuz değilim olamam da.Herbirimizin eksikleri, artıları,güzellikleri, çirkinlikleri, iyiliği, kötülüğü var.Bazılarımızın derisi siyah, bazılarımızın beyaz. Bazılarımız camide, bazılarımız kilisede, bazılarımız sinegog’da dua ediyoruz, neye inanıyorsak oradayız , neyi seçiyorsak yaşıyoruz…. Ne doğduğum yeri seçebildim, ne de ailemi….Sen gibi geldim ben de, ben gibi gideceksin sen de….

Aret Vartanyan

İki üç kez okuduğum, ders aldığım bir yazısı..

Ve Can Dündar’ın sözleriyle bitiriyorum..

Hayat kısa,

Kuralları yık,

Kolay affet,

Yavaş öp,

Kalpten sev !

Kahkahalara boğul,

Ve yüzünü güldürmeyi başaran hiçbir şeye,

SIRTINI DÖNME !

İyi hafta sonu diliyorum,

sayfa dostlarıma