70 Yaşında gibi, soruyorum 50-55 yaşlarında, elleri nasır tutmuş köylü kadınlarımız…
Çarşamba Pazarı... Uzun bir süre önce yıkılan halâ ne olacağı belli olmayan, karlı soğuk kış gününde kaldırımlarda, sokak aralarında yer kapıp pazarcılık yapan emektar kadınları ziyarete gittim bugün.
Öyle içler acısı bir durumdalardı ki elleri soğuktan donmuş, tırnak araları toprak dolu, atkısına, yeleğine, şalına sarılarak buldukları yere mesken kurup zorluklar içinde köyden getirdikleri süt, yağ, yumurta, marul, ıspanak vs. satmak için uğraşıyorlardı. O ellerin kırışıklığını 10-15 kutu Nivea krem bile düzeltemezdi.
Sakarca ( Ordu’ya ait bir yeşillik) öyle zor öyle çileli bir iş ki onu toplamak, toprağın altından sökerek, sonra tek tek yıkayarak, iple bağlayıp bağ yaparak satmaya çalışmak… Çok uğraştırıcı bir iş… Zavallı kadınlar sakarcaları önlerindeki tahta tezgâha koymuşlar… Satılacak da 3-5 kuruş para kazanıp eksiklerini tamamlayacaklar.
O arada bir bayan geldi ben oturuyorum; çok pahalı teyze, bağlar çok küçük, indirim yapmaz mısın deyince, bildiğim için onun o hale gelene kadarki çekilen sıkıntıyı, sadece dalıp baktım suratına. Almadan da gitti zaten… Hep duyuyorum pazardaki satıcılarla pazarlık yapmayın diye… Çok doğruymuş. Emek var emek. Emeğinin karşılığını alsın bu yorgun insanlar. Sadece sakarca da değil diğer ürünlerde de böyle. Onu örnek verdim sadece.
Ben dolanıp dururken oralarda bir bayan seslendi; Gazeteci misin kızım? Seni izledim yarım saattir... Ben de güldüm, evet dedim. Haber yap beni gel nolur! Kimseden korkum yok dedi. Yerimizi yıktılar, üstü açık yağmur yağsa sıkıntı, kar yağdı perişan olduk, eski yerimizi yapsınlar, sesimizi duyur kızım dedi.
Anlattı 70 yaşındaki Bahar Teyze. Para getirmiyor, pul getirmiyor, iki çocuğum da askere gitti, elimde avcumda yok... İlk pazara çıktığı zamanlardan, 15-20 yaşlarından bahsetti, çektiklerini anlattı. Bir de vergi ödemeyenlerden şikâyet etti... Ben odaya kayıtlıyım ama kayıtlı olmayan da var, ben 5 bin lira vergi ödedim önceden, kayıtlı olmayan sırtımızdan geçindi... Köyde de kimse kalmamış, köyden geliyorlar; kimisi havuç, kimisi ıspanak, kimisi yumurta, kimisi turp alıyor, malını satıyor, benim sırtımdan geçiniyor... Ben niye bu vergiyi veriyorum diye de soruyor. Senelerce mücadele etmiş, çalışmış, çabalamış, emekli de olmuş. Tek isteği tezgâhlarının olması, başlarına yağmur vurmaması…
Ne kadar duyuracaksam seslerini, Gazetecilere söylerim dedim, onu duyan diğerleri de dert yandılar. Perişanız sokak aralarında, bu iş yapılır mı? Bakın halimize… Alışveriş yok, soğuk bir taraftan… Kaç kişi göl olmuş suya battı, karda ayağı kayanlar, birbirine çarparak yürüyenler bunlar benim gördüklerim... Eskiden Ordu’da TAHIL PAZARI vardı, oranın güzelliklerini arar olduk… Orayı da yıktılar ya!
En kısa zamanda yeni mekânınıza kavuşursunuz emekleri ödenmeyen KADINLAR…