- Üçüncü fıkrada Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır;
- Beşinci fıkrada Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Bu çerçevede, çocuğun müstehcen içerikte kullanılması veya çocuğun kullanıldığı müstehcen ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satılması, depolanması, bulundurulması, kullanıma sunulması suçtur. Maddede uluslararası hukukta kabul gören çocuk pornografisi terimlerine yer verilmemişse de incelediğimiz konu itibariyle online çocuk istismarının ilişkili olduğu suçun (çok geniş bir çatı kavram olsa da) müstehcenlik başlığı altında düzenlendiği sonucuna varıyoruz.
Bakıldığında, müstehcenliğin tanımını yapmak oldukça zordur. Bu durumda müstehcenlik üst başlığı altında, çocuk istismarının işlendiği bu suç tipinde müstehcen kabul edilecek şeylerin ne olduğunun belirlenmesinin de oldukça zor olacağı düşünülmektedir. Kavram olarak müstehcenlik kişiden kişiye ve toplumdan topluma göre değişen bir konudur. Bu yüzden bir şeyin müstehcen olup olmadığının tespitinde toplumun yalnızca bir kesimine ait kabul görmüş değer yargıları değil, toplum geneli ve demokratik toplum düzenine ilişkin davranış kurallarının esas alınması gerekmektedir.
Konu çocuk olunca çok daha hassas bir teraziye sahip kamu vicdanı ve hukuk düzeni, bu türden bir yargılamada toplumun genel ahlakını koruma menfaatinin korunmasının da ötesinde çocuğun suça konu eylemden nasıl etkilenebileceğini de öngörmek suretiyle objektif bir değerlendirmeye gerek duymaktadır. Bu kapsamda kanun metninden bazı kavramların kanunun lafzı ve Yargıtay uygulamalarında nasıl kabul gördüğü üzerinde durmakta yarar vardır.
Birinci fıkrada a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten, b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten şeklinde ele alınan suç unsurlarını kendine saklama gayesiyle dahi gerçekleştiren kişinin müstehcenlik suçunu işlemiş olduğu kabul edilir.
Üçüncü fıkrada Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanma suçu unsurlarının oluşması için ürünlerin üretim şekli ve üretim amacı yönünden bir sınırlama getirilmemiştir. Bu suçu oluşturan unsurların oluşumunda çocuğun rızasının varlığı, suçun oluşmadığı yönünde bir netice yaratmamaktadır. Bu ürünlerin izlenmesi, satılması, izlettirilmesi ve de dağıtılması suçun oluşmuş olduğuna dair bir şart değildir, kısaca hiç izlenmemiş olsa dahi bahsi geçen unsurların varlığı suçun oluşmasında yeterlidir. Çünkü, suçun oluştuğunun temel koşulu bir çocuğun müstehcen içerik üretmek suretiyle kullanılmasıdır.
Bu doğrultuda üretim kavramına değinmek gerekecektir. Yukarıda değinildiği üzere kanun maddesinden üretimin nasıl olması gerektiğine ilişkin bir şekil şartı ve sınırlama getirilmemiştir. Bu anlamda çocuğa ait müstehcen kabul edilen cinsel bir içeriğin cep telefonuyla çekilmesi suretiyle oluşturulan basit bir kayıt ya da görsel dahi üretim kapsamında ürün olarak kabul edilebilmektedir.