Siyasi iktidar mensupları, merkez bankası rezervlerinki artış ile övünüyor. Muhalefet ise rezervlerdeki azalışı kendine dert ediniyor. Halbuki, rezervler ülke ekonomisine yük getirir. Rezervler yabancı paralardan oluşur. Yabancı parasını size bedava vermez. Karşılığında mal ve hizmet satın alınmıştır. Cari açık varsa, borç olarak vermiştir. Karşılığında faiz almaktadır.

Borçlu bir ekonomide rezervlerin maliyeti, rezerv miktarına tekabül eden faiz ile ölçülür. Bir taciri göz önüne alınız. Borcu var. Faiz ödüyor. Ama kasasında para tutuyor. Parayı utacağına, borcunu öder faiz ödemekten kurtulur. Ülkeler de aynıdır. Yurt dışına borçlu ülke, merkez bankasında döviz tuttuğu taktirde, karşılığını faiz olarak ödemektedir. Bu nedenle, rezerv artışı ile övünülmez. Rezervler azaldı diye korku yaratılmaz.

Ancak, rezervin gereği de vardır. Acil durumlar karşısında, kullanılabilir rezerv gerekiyor. Bu amaçla altın en çok tutulan rezerv sayılıyor. Akıllı bir ekonomi yönetimi, rezervleri en düşük seviyede tutabilen yöneticilerden oluşur.

Merkez Bankası, brüt rezerv miktarının 82,7 milyar dolar olarak açıkladı. Brüt rezervin 40 milyar doları altından oluşuyor. Net rezervlere baktığımız zaman, sonucun negatif olduğu görülüyor. Negatif seviyeye düşmek de iyi değil.

Net rezervler= Brüt rezerv - Dış yükümlülükler, formulü ile hesaplanır.

Merkez Bankası yükümlülükleri zaman ve nevi bakımından farklılıklar arzeder.

1.Merkez Bankalarının en önemli yükümlülüğü, kısa vadeli borçlarından kaynaklanır.

2. İkinci sıradaki yükümlülüğü ise nezdinde tutulan mevduattır. Bu iki kalemi, Merkez Bankası 27,6 milyar dolar olarak açıkladı.

3. Merkez bankalar türev işlemler yapar. Bunların başında para takası (Swap) işlemleri geliyor. Para takası, yerli ve yabancı bankalar ile belli bir vade üzerinden yapılıyor. Merkez bankası, bu işlemlerden doğan yükümlülüğünü, 63,4 milyar dolar olarak açıkladı.

Yukarıdaki rakamları formülde yerine koyduğumuz zaman Net Rezervler= 82,7 - 91 = -8,3 milyar dolar (ekside) olduğu anlaşılıyor.

Başka bir sorun daha var. Merkez bankasının şarta bağlı döviz çıkışlarının da hesaba alınması lazım. Bunların başında, hazine garantili dış borçlar gelir. Ayrıca brüt rezervler içerisinde hesaba katılan döviz ve altından oluşan zorunlu karşılıklar vardır. Bunlar, ilk 3 sıradakiler kadar önem arzetmez. Genellikle zorunlu karşılıklara talep çok yavaş seyreder. Hazine garantili borçları ise birinci derecede sorumlu olanlar öder. 40,4 milyar dolar olarak açıklanan bu iki kalemi, merkez bankası yükümlülüklerine ilave etmeye gerek doğmayabilir.

Merkez bankası neden negatif rezerv bakiyesi verdi sorusuna cevap bellidir. Ekonomi yönetimi, döviz satarak kurları düşürmeye kalktı. Merkez Bankası kaynaklarını zorladı. Ancak, faiz silahı kullanılmadığı için, uygulama sonuç vermedi. Sonuç alınamayacağına ilişkin nedeni, daha önceden yazmıştım. Para ikamesine yakalanan ekonomilerde, krediler ve mevduat dövize dönüyor.