Sanayi toplumuna dönüşmek kolay olmuyor. Sanayi, işçinin alın teri üzerine kuruluyor. Gelişmiş Batı toplumları, emek sömürüsü ile sanayi toplumuna dönüştü. Bu sömürü dönemi 200 yıl devam etti.
Türkiye son 25 yıldan beri hızlı bir sanayileşme sürecine girdi. Kural değişmiyor. Türkiye'nin sanayileşmesi de ucuz emeğe bağlı olarak gelişiyor.
1995 yılında Gümrük Birliğine girildiği zaman "kuruluş yeri teorisi" harekete geçti. Kuruluş yeri teorisine göre, üretim en düşük maliyetli yörelerde yapılıyor. Türkiye'de işçilik AB'ye göre 5 misli daha düşük idi. Bunu gören Avrupalı Sanayiciler emek yoğun üretimlerini Türkiye'ye taşıdılar. Ucuz emek, karlı olmanın kaynağına dönüştü.
Emek sömürüsü üzerine sanayi kurulur prensibi değişmiyor. Türkiye'de sanayi, emek yoğun üretime bağlı olarak gelişiyor.
Emek yoğun sanayinin talep ettiği işçi, tarımsal kesimden karşılanıyor. Köyler boşalıyor, şehirler yaşanamaz hale dönüşüyor. Sosyal değerler kırılıyor. Farklı bir Türkiye ortaya çıkıyor.
Bir süre sonra" toplumsal sınıf bilinci" gelişecek, bu günkü yaşadığımız Türkiye'den daha farklı bir süreç sisteme egemen olacaktır. Emeğin sosyal otoritesi, siyasal otoriteleri tayin edecektir.