Bugün insanlar birbirini dinlemekten çok, cevap vermek için bekliyor. Oysa bir şehrin huzuru da, bir evin mutluluğu da, bir toplumun geleceği de önce birbirini anlamaktan geçiyor.
Sosyal medyada saniyeler içinde öfkeleniyor, trafikte sabırsızlanıyor, günlük hayatın içinde birbirimize tahammülü unutuyoruz. Küçük bir selamın, samimi bir teşekkürün ya da içten bir “nasılsın” sorusunun bile değerini kaybettiği bir dönemdeyiz.
Ama hayat hâlâ küçük güzelliklerle ilerliyor. Sabah açan bir güneş, çocuğun gülüşü, dost sohbeti ya da memleketin yağmur kokusu… İnsan bazen büyük mutluluğu ararken elindeki huzuru fark etmiyor.
Belki de artık biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var. Daha çok dinlemeye, daha az kırmaya… Çünkü geriye dönüp baktığımızda hatırlayacağımız şey; tartışmalar değil, güzel iz bırakan insanlar olacak.