Eskiden insanlar aynı fikirde olmasa bile birbirini dinlerdi. Şimdi ise herkes konuşuyor ama kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor. Sosyal medyada, trafikte, sokakta, hatta aile içinde bile tahammül giderek azalıyor.

Bir haberin altına yapılan yorumlara bakıyoruz; insanlar artık fikir belirtmiyor, adeta birbirine saldırıyor. Trafikte küçük bir tartışma büyüyüp kavgaya dönüşebiliyor. Market sırasındaki küçücük bir bekleyiş bile öfkeye neden oluyor. Çünkü artık kimsenin sabrı kalmamış gibi.

Oysa tahammül dediğimiz şey medeniyetin temelidir. Herkesin aynı düşünmesi mümkün değildir. Aynı hayatı yaşamıyoruz, aynı şartlardan geçmiyoruz. Farklılıkları kabul etmek yerine herkesi kendimize benzetmeye çalışıyoruz.

Belki de en büyük problemimiz sürekli bir yarış içinde olmamız. Daha fazla kazanmak, daha hızlı yetişmek, daha çok görünmek istiyoruz. Bu telaşın içinde insan olmayı unutuyoruz. Yoruluyoruz, gerginleşiyoruz ve bunun bedelini çevremizdekilere ödetiyoruz.

Biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var. Birbirimizi dinlemeye, anlamaya, empati kurmaya… Çünkü toplum dediğimiz şey sadece aynı şehirde yaşayan insanlar topluluğu değildir. Toplum; birbirine saygı gösteren insanların oluşturduğu ortak yaşamdır.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey teknoloji değil, biraz anlayış…

Çünkü bazen bir insanı değiştiren şey büyük sözler değil, küçük bir nezaket oluyor.