Tarımsal üretim zordur. Emek ister. Bu nedenle tarımsal üretim aşamasında, siyasal toplumlar köleliği hukuki müessese olarak tanımışlardır. Kölelik, hürriyet ülkesi olduğunu söylen Amerika'da, 1865 yılındaki iç savaşa kadar devam etmiştir.

Sanayi devrimi ile birlikte, klasik anlamda köleliğin kalktığını görüyoruz. Zira sanayi üretimi köle ile yapılamıyor. Makineye zarar vermeyecek özgür işçilere ihtiyaç duyuluyor.

Sanayi toplumunda üretilen ürünlerin tüketilmesi gerekiyor. Üretilen ürünler satılamadığı taktirde stoklar artıyor. Artan stoklar nedeniyle üretim yavaşlıyor. Yavaşlayan üretim işsizlik yaratıyor ve ekonomi krize giriyor.

Bölüşümden yüksek pay alan sermayedar ve müteşebbisin tüketimleri sistemi dengede tutacak seviyeye ulaşamıyor. Biriken stokların ücretli kesime, kredi yoluyla satılması gereği doğuyor. Gelecekte elde edeceği gelire bağlı olarak, bankalar tüketici kredileri veriyor.

Kredi sayesinde insanlar tüketeceği pek çok şeye sahip oluyor. Ancak, gelecekte elde edeceği geliri, bu günden tüketmenin bedelini pahalı ödüyor. Ömrü, bankalara borç faizi ve taksidi ödemekle geçiyor.

Sanayi toplumu, insanları "kredi kölesine" dönüştürüyor.