Siyasiler ilginç insanlar. Cahil olduklarını fark dahi edemiyorlar. Bazı konuları duyduğum zaman kan beynime sıçrıyor.
Yetkili kişi "döviz rezervlerimizi" artırdık diyor ve övünüyor. Birilerinin artık bu kişilere akıl vermesi gerekiyor. Zira, tutulan rezervin maliyeti var. Bu maliyeti Türk Halkı ödüyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 120 milyar dolar civarında "döviz rezervi" var. Kamu'nun dış aleme borcu 130 milyar dolar civarında. Kamu borcuna karşılık yılda 9 milyar dolar faiz ödeniyor.
Kasanızda para tutuyorsunuz. Borcu ödeyemiyorsunuz. Faiz ödemeye devam ediyorsunuz. Kasanızda tuttuğunuz paranın maliyeti ödediğiniz faiz miktarına eşit olur. Rezervleri artırdığınız oranda ödediğiniz faiz de yükselir.
Türkiye açısından olaya bakalım. Devletin dıs borcunu tamamen ödediğini düşünelim. Bunun için eldeki rezervleri kullanmamız lazım. Kullanalım. 120 milyar dolar rezrevi kullandığımız zaman kamunun borcu 10 milyar dolara düşüyor.
Uluslar arası bono piyasasında Türk Devletine ait dolar cinsinden bonolar (euro-bond lar), yüzde 6 civarında faiz ile alınıp satılıyor. 120 milyar doların yıllık faiz gideri 7,2 milyar dolardır. Dolayısıyla, 120 milyar dolar tutmanın alternatif maliyeti, bu gün itibariyle 7,2 milyar dolardır. Bu parayı Türk halkı ekmeğinden keserek ödüyor.
Bir karşılaştırma yapalım. Türkiye Yurt dışına fındık satıyor. 2 milyar dolar civarında döviz geliri elde ediyor. Yani rezerv tutulan paraya ödenen satın alma gücünün üçte birini dahi, bir yıllık fındık geliri karşılamıyor. Fındık üretimi için 4 milyon insan çalışıyor. Adamlar kağıttan dolar basıyor. Hiç zahmetsiz, her yıl Türkiye'den 7.2 milyar dolar kazanç elde ediyor.
Ülkeyi işgale gerek var mı?
Ekonomik olarak işgal edilmiş vaziyetteyiz.
Daha da acı tarafı yetkililer işin farkında değiller. Rezervi artırdık diye övünüyorlar.