Tarımsal ekonomiden sanayi üretim aşamasına geçmek çok zor. Bu zorluğun başında sermaye birikimi geliyor. Tarım toplumlarının ekonomik artıklarını, sanayi ekonomileri dış ticaret kanalıyla elinden alıyor. Tarımsal ekonomiler tasarruf dar boğazı yaşıyor. Sanayi kuracak sermayeyi bulamıyor.
İkinci sorun talep cephesinden geliyor. Petrol gibi kaynakları bol olan ülkeler sermaye sorunu çekmiyor. Ancak, sanayi kurulsa dahi, yetersiz nüfus nedeniyle üretilen malın satılması sorunu başlıyor.
Türkiye sanayileşmeye önem verdi. Ancak sermaye dar boğazı her dönemde kendini gösterdi. Bu gün dahi, pek çok yatırım sermaye yetersizliği nedeniyle tehir ediliyor. Buna rağmen, Türkiye nüfusu sanayileşme için yeterli büyüklüğü taşıyor.
Sanayileşme için sermaye yanında bilgi de gerekiyor. Türkiye'deki önemli sanayi tesisleri Ruslar tarafından kuruldu. Aliağa rafinerisi, Seydişehir alüminyum tesisler, İskenderun demir-çelik fabrikası ve Orman ürünleri sanayi Rus bilgi ve sermayesi ile kuruldu. Teknolojide yetersiz kaldığımız Nükleer Enerji Tesisleri de Ruslar tarafından kuruluyor.
1996 yılında Gümrük Birliğine girildiği zaman, kurulu Türk sanayi büyük darbe aldı. Ancak beklenmeyen bir durum olarak, Çin faktörü ortaya çıktı.
Çin ile rekabet edemeyen Batı sanayi, Türkiye'deki ucuz emeğe yöneldi. Mercedes kamyon ve otobüs üretimini Türkiye'de yapıyor. Bosh Yunanistan'daki fabrikasını Çerkezköye taşıdı. Fransız Carrier Alarko ile ortak oldu, Türkiye'de üretim yapıyor. Ford ticari küçük araçları Türkiye'de üretiyor dünyaya satıyor. Her sektörde örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Sanayileşme süreci başladığı zaman kartopu kanunu harekete geçiyor. Kar üzerinde yuvarlandığı zaman, kar topu kısa sürede büyür. Sanayileşme süreci de böyle bir sonuç yaratıyor.
Türkiye hızla sanayileşiyor. Nitekim, sanayi ürünlerinin toplam ihracat içerisindeki yeri yüzde 93 seviyesine ulaştığı görülüyor.
Bu aşamada önemli olan "siyasal istikrar" ve sermaye güvenliğidir. Zira, siyasal istikrarsızlık ve sermaye güvenlik sorunu olan yöreden sermaye kaçıyor.
Millet olarak bizler kavgayı seviyor ve kolay ayrılığa düşüyoruz. Şimdiden evet-hayır diye toplum ikiye bölündü. Siyasiler, kendi çıkarları için toplumu bölmekten çekinmiyor.
Düzen bozmak kolay. Düzeni bozduğumuz taktirde sanayileşmede başlamış olan ivme kaybolur. Kartopu kuralı tersine işler. Beğenmediğimiz bu günleri arıyor oluruz.