Toplumun önemli bir kesimi siyasete ilgi duyuyor. Bu önem, devletin ekonomideki yeri yükseldikçe artıyor. Amerika Bırleşik Devletlerinde sıradan vatandaşın siyaste ile ilgisi dahi yok. Zira, Amerikan milli hasılası içerisinde devletin payı yüzde 10 seviyesinin altında.Amerika'da hiç kimse siyaseti kullanarak para kazanmayı aklından dahi geçirmiyor.
1980 li yıllarda,Türkiye ulusal hasılasının yüzde 50 ye yakını devletin elinde idi. Devlet, ayakkabı, bez, kumaş, çikolata, yağ ve kağıt üretiyordu. Sonuç felaket oldu. Devlet üretim birimleri "kara delik" olarak ifade ediliyordu. Zira,iktisadi devlet teşekküllerinin zararı vergi toplanarak ödeniyordu. Yetmiyor para basılarak karşılanıyordu. Enflasyon yüze 180 lere çıkmıştı.
Devletin ekonomideki payının yüksek olduğu bu dönemde, siyaset meslek haline dönüştü. Siyaset ve siyasetçiye yakın olarnlar zengin oluyordu. Köşeyi dönme tabiri ile ifade edilen avanta düzeni sisteme egemen olmuştu. Devletin iflas etmesi kaçınılmaz idi. Cari açık ve bütçe açığı birlikte veriliyordu. 2001 krizi ile sistem çöktü.
Türkiye'de siyaseti meslek edinme dönem sonlanmadı. Altın dişli denilen her dönemin avantacı takımı, hiç bir dönemde elimine edilemedi.Onlar hep iktidardan taraf oldular. Siyaseti kendi çıkarına kullandılar. Son 14 yıl içerisinde yeni bir meslek ortaya çıktı. Bunlar inşaat müteahhitleriydi.
Devletin amacı inşaat sektörünü desteklemek suretiyle ekonomiye dinamizm kazandırmak idi. Emlak konut ve Toki arsa üreterek, kazanç paylaşımı adı altında çok katlı binalar üretildi. Büyük paralar kazandılar. Onlar siyaseti destekledi, siyaset de onları. Her yer inşaat alanına döndü. Sistem o kadar kötüye kullanıldı ki, satılamayan daire sayısı milyonlar ile ifade ediliyor.
Bu aşamadan sonra, müteahhitleri siyaset de kurtaramıyor. Emlak Konutun, müteahhitlere ait daireleri satın alması, sektörün zarar etmesine mani olamıyor. Siyasi otorite müteahhitleri suçluyor.
Realitede ise, ekonomik rasyonaliteye uymamanın cezası çekiliyor.