Serbest piyasa ekonomisini kabul eden ülkeler, fiyat mekanizmasına müdahale edemezler. Ettikleri taktirde, serbest piyasa düzeni bozulur. Karaborsa ortaya çıkar. Bir tarafta devletin fiyatı, diğer tarafta piyasanın oluşturduğu fiyat, piyasaya egemen olur.

Ekonominin getirdiği egemenliği, siyasi otoriteler bozamaz. Buna rağmen, piyasada fiyat artışı olduğu zaman, siyasi otoritenin hedefine, son satıcılar giriyor. Son günlerde bu durumu gıda fiyatlarındaki artışta görüyoruz.

Fiyat mekanizmasının gerisinde arz ve talep vardır. Arzın gerisinde maliyetler yatıyor. Talep, gelire bağlı olarak oluşur. Serbest piyasa ekonomisini uygulayan devlete düşen görev, fiyatlara müdahale etmekten değil, arz ve talebin gerisindeki sorunları çözmekten geçer.

Arz edenlerin kendi aralarında rekabetini sağlayamayan devlet, tekelci fiyat artışını önleyemez. Arz cephesinde tekelleşme var ise, bir an önce bu sorunun çözümü gerekiyor.

Arz tarafında tekelleşme yok ise, sorun maliyetlerden kaynaklanıyordur. Son yıllarda çiftçinin girdi maliyetleri hızla yükseldi. Gübre fiyatları yüzde yüzün üzerinde artış gösterdi. Enerji el yakıyor. Ucuz işçilik hayal oldu.

Kültürel değişimin de tarımsal üretim üzerine etkisi var. Ülkemizde, tarım işi aşağılanıyor. Gençler, bağa-bahçeye-tarlaya ve ahırlara girmiyor. Şehirde iş tutma peşinde koşuyor. Köylüler şehirlere göçtü. Evlerin kapısı yazın açılıyor.

Benim gençliğimde, köyümüzdeki her evde en az bir inek bulunurdu. Herkesin tavukları olur. Evlerin önündeki sebze bahçelerinde soğan, salata, sarımsak, pırasa... üretilirdi. Salı günleri Ulubey'de düzenlenen pazara, köylü hanımları beraberlerinde, yumurta, tereyağ getirip satarlardı. Şimdi, köylere yumurta ve tereyağ marketlerden gidiyor.

Talep cephesinde de sorun var. Devletin sosyal harcamaları sınır tanımıyor. Bütçenin yarıya yakını sosyal harcamalardan oluşuyor.

Sosyal Devlet ilkesinin kötüye kullanılması, sonuçlarını vermeye başladı. Sosyal yardım girmeyen ev kalmadı. Yeşil kart, ihtiyar ve hasta bakım ücreti, yaşlı aylığı, erken emeklilik gibi nedene bağlı olarak devlet para dağıtıyor. İnsanlar ''değirmenin suyu nereden geliyor'' diye düşünmeden, uyduruk bahaneler ile devletten karşılıksız para alıyor. Üretmek yerine, yan gelip yatıyor.

Ekonomi, olmayanı vermez. Sorunu fiyat artışı ile çözüyor.