Kapitalizm, kar ve faiz üzerine kurulmuştur. Kar ve faiz elde ettiği sürece kapitalizm yaşar. Reel faizler negatif oldu, karlar azalıyor ve kapitalizm sona yanaşıyor.

Klasik ekonomistlerden David Ricardo (1772-1823) ''Faiz ve karın azalacağını'' 2 asır önce teoriye bağlamış idi. Ricardo ''Amortismanlar için sermaye talebi her zaman olacak'' diyordu. Risk primlerini, oluşacak düşük faize ilave ederek, faizlerin en düşük limitini belirliyordu. Ancak, reel faiz dediği noktanın da altına, negatif seviyelere düştü.

Reel faizin (=piyasa faizi-enflasyon oranının) negatif seviyelere düşme nedeni, finans kapital artışından kaynaklanıyor.

İşletmelerin döner sermayeleri, sabit sermayelerine göre artıyor. Döner sermaye artışı, işletmeleri bankalardan kredi kullanma yerine kendi öz kaynaklarına yöneltiyor. Bankalar kredi verecek işletme bulamıyor. Tüketici kredilerine yöneliyor. Tüketici kredilerinin limiti var. Bireyin 30 yıllık geliri ile ölçülüyor. Batı'da limit çabuk yakalandı. Bankalar, kredi vermedikleri zaman faizleri düşürüyor.

Reel faiz düşerken, rekabet düzeni karları da düşürüyor. En düşük seviyedeki faiz hadlerine karlar eşitleniyor.

1940 lı yıllarda Avusturyalı iktisatçı Joseph Schumpeter (1883-1950) ''Yeni buluşlar karların düşmesini'' önler diyordu. Dedikleri aynen gerçekleşti. İnovasyon olarak tanımlanan, üretim teknolojileri yeni ürünler üretiyor. Maliyetleri düşürüyor. Mal ve hizmetin kalitesini artırıyor. Karlı olmak, yeni teknolojilerin üretime ve tüketime uyarlanmasından geçiyor.

Ancak, yenilik çabuk taklit ediliyor ve karlar tekrar düşmeye başlıyor. Karların sıfırlanması, kapitalizmin sonlanmasını beraberinde getiriyor. Kapitalizmi inovasyon dahi kurtarmıyor.

Karların sıfırlanması, Kapitalizmin savunucusu Batı'da devletin devreye girmesine neden oldu. Askeri ve alt yapı yatırımlarında devlet kazanç garantisi veriyor.

Moda bize de geçti. Geçiş garantili yollar ve köprüler, yolcu garantili hava limanları yoluyla kar garantisi devlet tarafından veriliyor. Kapitalizmin ömrü uzuyor.