Günümüzde herkes başarı hikâyelerini anlatıyor. Sosyal medyada mutlu insanlar, başarılı insanlar, sürekli kazanan insanlar görüyoruz.
Sanki herkes hayatını kusursuz yaşıyormuş gibi...
Oysa gerçek hayat öyle değil.
Hayatın içinde kaybetmek de var. Yanılmak da var. Hata yapmak da var. Hatta bazen bütün planların bozulması da var.
Ne yazık ki modern dünya insanlara başarısız olmayı öğretmiyor. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren hep en iyi olmaya yönlendiriliyor. Birinci olmak, kazanmak, öne çıkmak...
Ancak hayatın en büyük öğretmenlerinden biri başarısızlıktır.
Çünkü insan çoğu zaman kazandığında değil, kaybettiğinde öğrenir.
Başarısızlık insana eksiklerini gösterir. Sabretmeyi öğretir. Yeniden ayağa kalkmayı öğretir. Gücünün sınırlarını öğretir.
Bugün hayranlıkla izlediğimiz birçok başarılı insanın geçmişine baktığımızda sayısız başarısızlık hikâyesi görürüz. Ancak insanlar genellikle sonuca bakar, mücadeleyi görmez.
Hayat bir yarış değildir. Herkesin yolu farklıdır. Kimi erken ulaşır, kimi geç ulaşır. Kimi istediğine ulaşamaz ama bambaşka güzellikler keşfeder.
Bu yüzden bazen kaybetmek sandığımız şeyler aslında hayatın bizi başka bir yola yönlendirmesidir.
Önemli olan hiç düşmemek değil, düştükten sonra ayağa kalkabilmektir.
Çünkü gerçek başarı, hiç hata yapmayanların değil; hatalarına rağmen yürümeye devam edenlerin hikâyesidir.