Yaz dedi! Sen yazarken güzel oluyor dedi. Seni okumak güzel dedi. Seninle ilgili bir şeyler de okumak güzel dedi. Ben de tamam, yazıyorum dedim. 4 aya yakın bir süredir yazmıyorum. Hatta son 3 ay kalem dahi kıpırdatmadım. İçimden hiçbir şey yapmak gelmedi. Okudum, bol bol okudum, bol bol düşündüm. Sonra insanların "birazcık yavaşlarsın" demelerine anlam vermeye çalıştım. Sanki ben harcadığım zamanı onlardan alıyormuşum gibi kendilerinde böyle cümle kurmayı hak gördüler. Neyse bol bol düşünmemin sonucunda kimsenin hayatımda uzun süre kalamayacağı, uzun süre kalsa bile aklımda olamayacağını anladım. Yorulmak, dinlenmek, uyumak, çalışmak, nefes almak ve var olmak... Hayatın tek bir kelimesi ile anlam kazandığı tüm eylemler bir anda anlaşılır oluyormuş, anladım. Kim bende ne kadar ben kimde ne kadarım tarttığım bir dönemden geçtim. Adalet terazisini kurdum. Haklı olduğum yanlar oldu haksız olduğum yanlar olmadı. Çünkü bu dünyada gerçekten Adaleti ve Hakkı savunan yegane insanlardan biri olduğumu düşünüyorum. Aksini iddia edebilen pek fazla çıkmaz, hatta hiç çıkmaz. Bu dünya hassas ruhlular için olabildiğince sert bir dünya ve ben bu sertliklerle çok karşılaştım. Yazmaya ara vermemin sebebi, yazın gerçekten insanlar eğlenmeyi, gezmeyi, yiyip içip keyif yapmayı daha çok sevdiği için köşe yazılarına birazcık zaman ayırmadıklarını düşündüğümdendir. Sonra zamanı uzatmamın sebebi de geçirmiş olduğum sağlık problemimden kaynaklanıyordu. Çok şükür şu an çok iyiyim, hiç bu kadar iyi olmamıştım. Geçirmiş olduğum bu uzun süre bana yol gösterdi hatta kendi yolumu çizdi. İnsan başına gelenlerden ders çıkarırmış gerçekten, benim için de bu ders önemliydi. Önceki yazdıklarımı okuyanlar hatırlarlar, genellikle içsel hesaplaşmalar ile ilgili kişisel gelişimle ilgili gündemle ilgili yazardım. Yine öyle devam etmeyi düşünüyorum gerçekten ama bu içsel hesaplaşmalar birazcık daha gün yüzüne çıkabilir. Çünkü herkesin hayatında dersini öğretmesi gereken kişiler var, bunun farkındayım ve yalnız olmadığınızın da siz farkında olun istiyorum. İnsan aynı yollardan geçmiş insanlarla karşılaşınca kendini çok iyi hissediyor. O an ben gerçekten yalnız değilim ve sadece benim başıma gelmiyor diye düşünüyor. Bu düşünce bile iyileşmenin temel taşlarından biri olabiliyor. Bir insana bir konuda iyilik yaparsınız ya da uyararak iyilik yaptığınızı zannedersiniz sonra o kişi arkanızdan bambaşka konuşur ve yüzünüze gülmeye devam eder. Yapmanız gereken tek şey Allah ıslah etsin demektir. Çünkü dur ile uslananı etmeli takdir, takdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. Bu da nereden çıktı şimdi diyebilirsiniz, hakkınızdır ama o kadar uyarmam gereken insan var ki işe sizden başlıyorum. Kimse için kılınızı kıpırdatmayın, değmiyormuş. Üzerine 5 dakika üzülmeyeceğiniz insanlar için kendinizi heba etmeyin. Gülün, eğlenin ama asla üzülmeyin. Bunun üzerine daha çok yazacağım ve sizler de çok okuyacaksınız. İnsanoğlu derin bir konu asla bitmez, envai çeşit duygularımız vardır sonu da gelmez. Şimdilik hoşça kalın haftaya görüşmek üzere...