2026 yılına günler kala tüm yüklerimin birer birer omzumdan indiğini hissediyorum.Bir hafiflik, ferahlık, rahatlama hissi geldi ruhuma. Neden acaba?

Her yeni yıl bana sıfırlanma gibi gelir. Yeni bir sayfa. Bembeyaz ve üzerine benim yazdığım yazılarla dolacak olan bir sayfa. Kendi hikayemin yazarı olmak böyle bir şey. İstediğimi yazıp, istediğimi oynuyorum. Sonucundan memnun olmadığım bir paragrafım varsa üzerine bir çizik atmakta özgür olduğum gibi, sevdiğim paragrafı da lastik gibi uzatabilirim. Bu benim hayatım, benim kararım.

Yeni yıl hepimize önce sağlık getirsin. Sağlıklı olalım ki hayallerimizi gerçekleştirebilecek bir ömrümüz olsun. Sağlıktan sonra aklıma gelen, olmasını istediğim, hayalini kurduğum her şeyi not alıyorum birer birer. Kabile gibi. Gitgide çoğalıyor, genişliyor ve güzelleşiyor. Önceki senelerde olmak istediğim yerler hakkında hayal kurardım. Ve çok da gidemedim. Ama gitmek istediğim şehirlere kitaplarım gitti. Benden, ruhumdan çıkan kelimeler, hisler, düşünceler gitti... Belki okuyan kişilerle aynı anda kahvelerimizi yudumladık. Ben yeni öykülere yelken açarken, onlar açtığım yelkenlerle yola çıkmışlardır. Kimbilir? Belki de insanlardan kaçıp kitabıma sığındılar ve ben onlara kucak açtım. Omuzlarının sıvazlanmasına en çok ihtiyaçları olduğu anlarda ben sarıldım. Bir elim ellerinde cesaret verdim. Belki de onların var olduğunu bilerek asıl ben güçlendim ve asla yalnız olmadığımı, binlerce kişiyle yanyana olamasak da bu evrende olduğumuzu bilmek bana güç verdi. Belki de...

Gecenin saat bilem kaçı olmuş, elimde kahvem, önümde bilgisayarım sizlerle bu yazıyı buluşturmak için harika şarkılar eşliğinde yazıyorum. İyi ki yazıyorum ve sizler de iyi ki okuyorsunuz. Güç, cesaret ve hayal etmek üçlüsünü gerçekleştirmek için bana ne kadar ihtiyaç varsa siz okurlarıma da o kadar ihtiyacım var. 2026 benim yılım. Tıpkı geçen 38 yılımda olduğu gibi. İyisiyle kötüsüyle, varıyla yoğuyla, kazandıklarımla kaybettiklerimle, her şeyiyle geçen 38 koca yıl. Daha ne kadar kaldı bana bu hayattan bilmiyorum. Ama bundan sonra bildiğim tek bir gerçek var, sabaha yok olacakmışım gibi bu dünyanın tadına vararak yaşamak olduğu. Tüm çiçeklerin kokusunu içime çekmek istiyorum, alerjik bünyeme inat. Güneşte yanayım, yağmurda ıslanayım, büyüyeyim ve dokunduğum her yerde çiçek açayım. Kul konuşurmuş arkamdan, konuşsun. Kendi defteridir istediği gibi yazar, oynar. Benden azaltmaz. Ben parlamaya devam ederim. Var mısınız bu yıl benimle, kabilemde yer alıp parlamaya...

Işıl ışıl bir yıl bizim olsun. Hepimize sağlık, mutluluk, huzur getirsin. O kadar çok mutlu olalım ki kimsenin gözü kimsede kalmasın. :) Kabilemiz bolluk bereket dolsun. Taşsın. Başkalarına da paylaşalım. Yüzümüzden tebessüm asla eksik olmasın. Bolca detoks yapalım. Bize iyi gelmeyenleri hayatımızdan çıkarma detoksu. Öğreteceği mesajı almışızdır ve onların artık hayatımızda yeri yoktur. Yeri ve zamanı geldiğinde uğurlamayı da bilenlerden olalım. Bir kahvenin kırk yıl hatırı var diye kırk yıl katlanmak yerine, kırk yıl güzel anılarını hatırlayalım. Yelkenimiz hep yolda olsun. Öğrenecek çok şeyimiz var. Öğrenip öğretelim.

Siz farkında değilsiniz ama tüy gibi hafif elleriniz benim hep omzumda. Eksik olmayın. Çoğalın.İyi ki bu yola çıktım ve bu yolda yürüyorum. Daha çok yürüyeceğiz. Bir sonraki yazıma kadar bakalım hangi virajları dönüp, hangi sapakları kaçıracağım? Güzelliklerle aldım kabul ettim. Görüşmek, görülmek üzere. Hoşça kalın.